Beşiktaş’ın unutulmaz kaptanı Rıza Çalımbay’ın çocukluğunda kibarca kapı gösterildiğinde bile pes etmeyip, insanüstü çabasıyla A takıma yükselmesi ve tam 16 yıl Siyah-Beyazlı formayı giymesi Türk futbolunun önemli başarı öykülerinden biridir. ‘Atom Karınca’ lakabını kariyeri boyunca hak ederek taşıyan Rıza hoca gibi, Türk futbolunun sembol isimlerinden Metin Oktay’ın hikayesi de güzel bir örnektir. Adını efsaneler arasına yazdırdığı Galatasaray’dan önce çocukluğunda gönül verdiği Beşiktaş ile görüşen ‘taçsız kral’, 4 bin 500 liralık talebi “Sen Recep (Recep Adanır) misin ki bu parayı istiyorsun?” şeklinde karşılık bulunca mutlaka büyük üzüntü yaşamıştı. “İleride Recep ağabeyimi geçemeyeceğim ne malum?” diyerek Akaretler’deki kulüp binasından hem kızgın hem de üzgün bir şekilde ayrılan rahmetli Oktay, rahmetli ‘Baba Gündüz’ün (Gündüz Tekin Onay) araya girmesi ile Galatasaray’ın yolunu tutmuştu. Sonrası malum; belki de binlerce çocuğa sırf ‘taçsız kral’ hayranlığından Metin adı verilmişti… Buna benzer örnekleri çoğaltmaya kalksak binlerce kişiden bahsetmek gerekebilir. Bize lazım olan ise kıssadan hisse…

BAŞI ACI, SONU SÜPER

Bugüne gelirsek… Kariyerinde ilginç iniş-çıkışlar yaşayan Burak Yılmaz için birkaç kelam edebiliriz. Burak’ı, “Türk futbolunun son yıllardaki en önemli santrforlarından biri” şeklinde yorumlasak herhalde itiraz eden çıkmaz… Burak ilk olarak Antalyaspor’da dikkat çekiyor ve 2006-07 sezonu öncesi Beşiktaş yolu açılıyor. 43 resmi maç ve 6 gollük performansın ardından 2007-08’in ilk yarısındaki 9 lig maçı sonrası devre arasında Vestel Manisaspor’a kiralanıyor. Sezon sonu Vestel Manisaspor ligden düşüyor ancak 16 maçta attığı 9 gol Burak’ı bu kez Türk futbolunun bir başka devi Fenerbahçe’ye taşıyor. Sarı-Lacivertli forma ile çıktığı 16 karşılaşmada gol atamayınca gözden düşen Burak, 2009-10 sezonu öncesi Eskişehirspor’a kiralanıyor. Yarım sezonluk (14 lig maçı) Kırmızı-Siyah günlerin ardından Burak için en büyük çıkışı yaptığı Trabzonspor dönemi başlıyor. Ancak bu başlangıç Burak için oldukça acı bir şekilde gerçekleşiyor…

Çünkü devre arası Trabzonspor’dan Gökhan Ünal’ın bonservisini alan Fenerbahçe, 3.2 milyon euronun yanı sıra Burak’ı da ‘bonus’ olarak veriyor. Ama sancılı geçişe rağmen Bordo-Mavili günler rüya gibi bir finalle son buluyor. 2010-11’de 35 resmi maçta görev alan ve takımın değişmez isimlerinden biri olan Burak, sezonu 20 golle tamamlıyor. Ve bir sonraki sezon çok daha büyük bir çıkış geliyor…

34 lig maçında 33 gol atan Burak, kariyerinde ilk kez ‘kral’ apoletini takıyor. Beşiktaş ve Fenerbahçe’deyken beklenen patlamayı Trabzonspor’da gerçekleştiren Burak’ın bir sonraki durağı ise Galatasaray oluyor. 2012-13’te 24 golle ligde bir kez daha krallık onuru yaşayan ve Avrupa’nın önemli kulüpleri ile adı anılmaya başlayan Burak, krallık gelmese de iyi performansını 2013-14 ve 2014-15’te de sürdürüyor. Bir sonraki sezonun devre arasında ise yılda 8 milyon euro kazandığı Beijing Guoan’ın (Çin) yolunu tutuyor…

ADİL, BABACAN, ÜSTAD…

Gelelim asıl meseleye… Beşiktaş ve Fenerbahçe’de tutunamayan Burak, Trabzonspor’da bambaşka bir kimliğe bürünüyor. Ve onun bir anlamda yeniden şekillendiği Trabzonspor’u o dönem Şenol Güneş çalıştırıyor. ‘Adalet’i dilinden düşürmeyen ve oyuncuları ile ağırlıklı olarak iyi ilişkiler kuran, ‘babacan’ yaklaşımı ile bilinen Güneş’in elinde kendini bulan tek oyuncu Burak da değil. Selçuk İnan’ın futbolunu olgunlaştırdığı yer de yine Şenol Güneş’in Trabzonspor’u oluyor.

Bordo-Mavili günlerinde taraftarın tepkisi nedeniyle ağlayarak sahayı terk eden ve ‘kendi kendini oyundan alan’ alan az sayıda futbolcudan biri olan Volkan Şen, genç yaşta kariyerine nokta koymanın eşiğine geliyor. Ancak o Volkan Şen, Şenol Güneş’in himayesine girdiği Bursaspor’da müthiş bir performansa imza atıyor ve kendisini Fenerbahçe’ye taşıyor. Kaleci Harun Tekin ve Ozan Tufan da asıl mesleği öğretmenlik olan ‘motivasyon ustası’ Şenol Güneş’in ellerinde adından söz ettiren oyuncular arasındaki yerini alıyor… Ozan’a Fenerbahçe, Harun’a da Milli Takım yolu açılıyor.

kerim-frei-besiktas-ta-kaliyor-8085141YABANA ATILACAK OYUNCU…

Öyle görünüyor ki bugünlerde de Kerim Frei Şenol Güneş’ten aynı dokunuşu bekliyor… Çalışkanlığı, topu kullanmadaki becerisi ve hızına rağmen bir türlü takıma giremeyen Kerim Frei’ın sıkıntısının futbol ile ilgili olmadığı aşikar. Geri planda neler yaşandığını ve Kerim Frei’ın idmanlardaki durumunu Şenol hoca hepimizden iyi bilir. İşine karışmak da haddimiz değil. Ancak haddimiz olmasa da bu konuda naçizane birkaç kelamımız olacak…

Geçen sezonun sonunda Ümraniye’de organize edilen şampiyonluk kutlamasında kısa süre sohbet ettiğim Kerim Frei’ın mutsuzluğu gözlerinden okunuyordu. Az süre almasının nedenini sorduğumda yarım yamalak Türkçesi ve elleri ile hocasını işaret eden Kerim, belli ki daha çok oynamayı hak ettiğini düşünüyordu. Şenol Güneş gibi bir hocanın dokunuşuyla futbolunu çok daha ileri taşıyacağına inandığımdan ve bence çok yetenekli bir oyuncu olması nedeniyle söylüyorum; sevgili hocam belki de saha dışı hataları var. Belki tam olarak beklentilerinizi karşılayamıyor. Belki verdiğiniz görevleri aksatıyor. Belki hala zamana ihtiyacı var… Ama belki de Kerim’in en çok ilgiye ihtiyacı var. Malumunuz gurbetçi oyuncuların kendilerine has bazı sıkıntıları olabiliyor. İşte ‘ağabey’ler, ‘baba’lar asıl böyle dönemlerde lazım.

Darıca Gençlerbirliği maçındaki performansı ile bir kez daha yabana atılacak oyuncu olmadığını gösteren Kerim için gereken reçeteyi yazacak en uygun kişi kuşkusuz Şenol Güneş. Şenol hocanın şimdiye dek teşhisi koyduğundan eminim. Umarım tez zamanda tedaviye de başlar…

SELİM YILDIRIM- futbolmedya.com

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here