Güneş gazetesi yazarı Aybars Hünalp TBF Başkanı Hidayet Türkoğlu’nu yazdı. Hünalp, TRT Spor’da yayınlanan prpgramı analiz etti:

Basketbol çuvala sığmıyor

Bakanlık ve tasarruf yazımda konuştuğum 8 Federasyon Başkanı’nın rahatsızlığını dile getirmiştim.

Geride konuşmadığım daha 50 Federasyon Başkanı’nın ne düşündüğünü bilmiyorum ama geçtiğimiz hafta TRT’de yayınlanan Basın Tribünü programında Basketbol Federasyonu Başkanı Hidayet Türkoğlu’nun “Bir tek futbol bağımsız… Biz ve diğer federasyonlar Spor Genel Müdürlüğüne bağlıyız.” sözünü çok özenli bir biçimde ama biraz da bu durumun bazı konularda ellerini kollarını bağladığı anlamda kullandığı şeklinde yorumladım. Çünkü devamında kurduğu “Biraz daha özgürce hareket etmek isteriz.” cümlesi boşuna değildi. Bir sıkıntı yaşadığı ortada…

Tam da burada tecrübeli gazeteci Fatih Doğan topa girerek “Basketbolun Özerkliği” konusunu gündeme getirdi. Yani futbol gibi özel bir yasayla özerklik konusu…

Programa ilgim daha da arttı. Sevgili Fatih topa çok güzel girmiş pası da cuk diye Başkan’ın önüne bırakmıştı, cevabı merakla bekledim. Öyle ya karşısındaki aynı zamanda Cumhurbaşkanı Başdanışmanı idi…

Sevgili Hidayet Türkoğlu topu kucağında tutmak yerine “Bu konuda da bir çalışmamız var.” diyerek topu taca atmayı tercih etti.

Ben de bu konuyu bir kez daha Avrupa Basketbol Şampiyonası öncesinde “Türk Basketbolu yukarı doğru düşüyor” başlığı ile hazırladığı raporla dikkat çeken, Gençlik ve Spor Bakanlığı Sportif Değerlendirme ve Geliştirme Kurulu eski üyesi ve yaklaşık 15 yıl Basketbol Federasyonun her kademesinde görev yapan Ömer Gürsoy’a sordum:

“Başkan Türkoğlu’nu ben de dinledim. Ama Başkan’ın ‘bağımsız federasyon değiliz’ sözüne de katılmıyorum. Federasyonların özerkliği konusunda yıllardır içinde olan ve çalışan birisi olarak 2004 ve 2011 yıllarında çıkarılan 2 yasa ile federasyonların bağımsız olduğu vurgusu yer almaktadır.

“Yasa ile federasyonların önü açılmış ancak zaman içerisinde Spor teşkilatı yasanın ruhuna dışına çıkarak hatta yasanın önüne geçerek yönetmelik, genelge hatta yönergelerle özerkliği daraltıcı tutumlar öne çıkmıştır. Kamuoyuna ‘federasyonlara tasarruf tedbirleri’ olarak yansıyan 9 maddenin içerisinde özellikle de ‘yurt dışı seyahatlere gidecek kafile listesinin bir ay önceden Spor Faaliyetleri Dairesi Başkanlığına gönderilmesinin’ istenmesini ben ‘bağımsızlık’ ve ‘özerklik’ açısından geriye dönüş olarak görüyorum.

“Rahmetli Özal 1980’li yıllarda hepsi tek çuval içerisine toplanılmış ve tek elden yönetilen diğer federasyonların içinden futbolu özerk hale getirerek tarihe geçmişti. Bugün sıranın Basketbol da olduğunu düşünüyorum. Bu yüzden Hidayet Türkoğlu’nun en önemli vizyonu özerklik olmalı. Ben her demecinde basketbolun gelişmesine değinen Cumhurbaşkanımızın da konuya olumlu yaklaşacağını düşünüyorum. Tarihinde Avrupa 2.liği, Dünya 6.lığı, Dünya 2.liği bulunan, Kadınlarda 2 kez Olimpiyatlara katılma hakkı elde eden ve bütçesinin yüzde 80’nini kendi imkânlarıyla sağlayan Basketbol Federasyonu’nun bütçesinin neredeyse yüzde yüzünü devletten alan Halk Oyunları Federasyonu, Dans Federasyonu gibi aynı kategoride olmaması gerektiğini düşünüyorum.

“Ne zaman federasyonların özerkliği gündeme gelse ben devletin vesayetini anlatmak için oğluma aldığı bisiklet üzerinden alıştırma tekerleğinin hikâyesini anlatırım: Yıllar önce oğluma aldığım iki tekerlekli bisiklet aramızda bir tartışmayı başlatmıştı. Bisiklet sürmeyi yeni öğrenmeye çalışan oğlumun düşüp de bir yerini incitmemesi için ‘hazır değilsin’ diyerek arka tekerliğin iki yanında küçük alıştırma tekerlekleri takarak kullanmasını istiyordum. O ise bir an önce kurtulmak. Sanki ben devlet babaydım, o ise dizginlerine sığmayan “aceleci” genç girişimci.

Ben 2000’li yıllardan itibaren Basketbol’u alıştırma tekerleklerine ihtiyaç duymayan bir federasyon olarak görürüm. 2 şapkasıyla bugün Türkoğlu’nun tarihi misyonunun Basketbol’u alıştırma tekerleklerinden kurtarması olduğunu düşünüyorum.”

ORTA YAPANI ŞİKAYET EDİN !
Quaresma’nın ortalarının çok olması ve fazla işe yaramamasını, önüne gelen hemen her yorumcu eleştiriyor ya.Bakmayın onlara, yıllardır futbol izleyicisini, altında veri olmayan bilgilerle yanılttılar.İşin doğrusu ne mi ? Ligin ilk yarısında yaklaşık 5100 orta yapıldı ve bunlardan sadece 87’si gole çevrildi.Yani, yapılan her 100 ortadan sadce 1.7’si gol oldu.Yıllardır da böyledir bu durum.O yüzden de , orta yapanı şikayet edin, orta ile değil, ceza sahası içine pas ile girmelerini isteyin

 

 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here