Bunlarda sıkılma kalmamış

Valla, arkamda İnan Kıraç ve onun her isteğine “Baş üstüne” diyen bir Kongre olsa, ben de hiç sıkılmadan “İstifa etmem” diye bas bas bağırırım.. Bende de sıkılma olmaz..
Bir gün yöneticilik deneyimi olmadan damdan (Yani Kıraç’tan) Galatasaray’ın başına düşen Dursun Özbek’ten söz ediyorum.. Ve de, Galatasaray Kongre üyesi olma dışında özelliği bulunmayan, adını bile bilmediğim kardeşini her şeyin başına geçirmek için, koskoca kulübü Özbekspor’a çevirişinden..
Bu başkan, kulübün tepesine, İnan Kıraç tarafından, Suada bugünkü işletmecisinde kalsın diye tayin edildi. Kıraç ve Ünal Aysal, Ada’nın adeta sahibi gibi davranan, adındaki “Galatasaray”ı bile unutturan müstecire niye mahkumlar?. Vardır elbet bir sebebi.. Ben söylenenlere inanmak istemiyorum ama elin ağzı torba değil..
Özbekspor Başkanına durmadan soruyorum.. “Sana niye hiçbir gazeteci Ada’yı sormuyor, ya da soramıyor?. Tam sayfa röportajlar yayınlanıyor. Çanak çömlek.. Yahu Ada?.”
O “Yasak” soru!.. Ben ısrarla ve inatla dayatınca, Özbekspor Başkanı, Necdet Çobanlı ağabeyimin (Nur içinde yatsın), çay içip bisküvi yemek için toplanan ve kafa sallayıp dinleyen Divan’da cevap vermiş güya..
“Kasımda kongreyi toplayacağım. Ada konusunda kararı kongre verecek..”
Adayı işletmeciye Kongre mi verdi?. 10 yıl gibi akıl almaz kira süresi bittiği halde, adamın orda kalmasına Kongre mi göz yumdu da, şimdi karar Kongre’nin, Özbek Bey!.
Kongre İnan Ağbileri ne derse onu yapıyor. İnan da, Özbek’i zaten Suada bugünkü müstecirde kalsın diye seçtirdi.. Yani işlem tamam.. Yemezler Özbekspor Başkanı, yemezler..
Neden yemezler?.
Servetinin önemli bölümünü gayri menkulle sağlayan, “Taşınmaz Hukuku”nu iyi bilen Özbek Bey, bugünkü müstecirin, Ada’nın boyutlarını büyüttüğünü bilmez mi?.
1- Denizden kazanılan alan, Anayasa gereği kamunundur. Bu bir!. Boğaz öngörünüm bölgesinde denizden yer kazanmak değil, sandal bağlamak için bir metre iskele yapmak bile yasaktır.
Ada Galatasaray’a tapulu olduğu için, bu Anayasa’ya aykırı büyümenin sorumlusu Galatasaray Kulübü’dür.
2- Boğaz ön görünüm bölgesinde balkona çamaşır ipi asmak için çivi bile çakamazsın. Bu da iki!..
Suada, o çirkin, o rezil, o iğrenç görünümlü yapılanma ile kapalı alanını büyüttükçe büyütmüş, ihbarlar arş-ı alaya varınca, belediye gidip üç defa mühür vurmuştur. (Bunlar belediyeden bana gelen resmi yanıtta var.) İşletmeci üç defasında da mühürü kırıp katmerli suç işleyerek, “Kaçak” dükkanını herkesin gözü önünde çalıştırmaya devam etmiştir. Bir gazetecinin evinin bahçesine, arabasına barınak olsun diye yaptığı teneke barakayı, hem de medyaya haber vererek, davul zurna ile buldozerli ekipler yollayıp yıktıran belediye, Boğaz’ın göbeğinde bastığı mühürü kıran adamı, sadece mahkemeye vermekle yetinmiştir. Bu ülkede gayri menkul davaları yüz yıla kadar sürer, bile bile.. Şu anda dava durumu ne, bilen, izleyen var mı?. Niye acaba?.
Ama o mahkemede, suçlu olan, her şeye göz yuman mal sahibi, yani Ada’dan adı bile silinen Galatasaray Kulübü’dür.
Özbek Bey, kiraladığı mal üzerinde yasa dışı değişiklikler yapmak, kira akdinin fesih gerekçesi değil midir?. Kaldı ki, akdin süresi de dolmuştur.. Ortada akit bile yoktur. Adam işgalcidir, resmen..
O zaman Kongre’ye hala, ne soracaksın?.
“Efendim ben adamı atacaktım ama, Kongre kalsın” dedi demek için..
Seni seçtiren İnan Kıraç, nasılsa Kongre’den İşletmeci lehine karar çıkarır, değil mi?.
O zaman, hiç sıkılmadan salla Özbekspor Başkanı.. Salla!..

——–

Hamza da sıkılmaz!..

Başkan sıkılmaz da, Hamza sıkılır mı?.. O da sallamış.. Hem de ne çirkin sallamış.. Trabzon maçı ardından hiç sıkılmadan konuşmuş. Sözlerinin anlamı açık.. “Geçen yıl üç kupayı ben kazandım. Bu Trabzon maçını da ben kazandım.” Kim söylüyor bunu.. Kaybettiği Atletico maçı sonrası isim vererek futbolcularını satan Hoca (!) nam zat!..
..Ve bu adam Galatasaray Futbol Takımı’nın başında.. Ve Galatasaray futbolcuları bu adama güvenip kenetlenecekler, takım olacaklar ve kazanacaklar, öyle mi?..
Eyyamcıların kralı Cüneyt Çakır’ın vermediği penaltı, Erkan’ın akıl almaz kaçırdığı gol, direkten dönen toplarla hezimete gidecek maç, Trabzon’un kaleci ve savunmasının panik atağı sonucu kendi kalesine attığı golle 1-0 lehine bitince, insan susar ve toz olur, zerre sıkılması varsa..
Galatasaray’a hangi on paralık oyunu oynattın Hamza?. Ne oynattın, hele onu söyle bir..

———

..ve de Yasin!..

Bak Yasin!.. Hocan Hamza senden nefret ediyor. Bunu üçümüz de biliyoruz. Seni bitirmek için elinden geleni yapıyor. Metodu da, kendine güvenini sıfırlamak. Seni her maçta oyundan alarak bunu sağlıyor. Sahaya çıktığı andan itibaren “Ne zaman alınacağım” diye oynayan oyuncudan hayır gelmez. Hamza bunu en iyi bilen adam ve en iyi de uyguluyor. 1 dakika kalsa bile alıyor seni oyundan..
Bu durumda, kendine güveneceksin ve taraftarın desteğini kazanacaksın.
Ama Burak’taki hastalık sende de var. Sahaya akın başlatmak, gol attırmak, atmak için değil, faul almak ve rakibe kart göstertmek için çıkıyorsun adeta.
Kendini yere atmak için çırpınıyorsun resmen.. Oysa futbolcu, hele iyi futbolcu, ayakta kalmak, akını sürdürmek ve gole gitmek için direnir.. Sen kendini yere attıkça, seyirci “Yapamayacağını, beceremeyeceğini anlayınca, bin sahte numara ile yerlere fırlatıyor kendini” diyor ve sana sırt çeviriyor.
Hakem o çok “Ayıp” numaranı yemeyince, bu defa hakeme saldırıyorsun, takım arkadaşların gibi.. En iyi niyetli hakemi bile daha ilk yarım saat dolmadan Galatasaray düşmanı yapanların başında geliyorsun.
Bunları sana Hamza söylemeli. Ama o senin kendi kendini yok etmeni, sıfırlamanı zevkle izliyor, için için.. Seni yuhalattığı gün, bayram yapacak..
Kendine gel Yasin!.
Oyununu ayıpsız oyna.. Ve topla, ve rakiple oyna.. Hakemle değil!.
Daha başlarken bitiyorsun, haberin olsun!.

———-

Meleke!..

Futbolu en iyi bilen ve yazanlardan Uğur Meleke, Milliyet’teki maç yazısında Burak için çok haklı eleştiriler yaparken şunu da demiş..
“10’uncu dakikada Muslera’nın aut atışında, savunmanın en az 5 metre gerisinde bekleyen Burak geliyor, topa vuruyor ve tabii ki ofsayt bayrağı kalkıyor. Savunmanın 5 metre gerisinde bekleyen adam neden gelip göz göre göre topa vurur, gerçekten çok merak ediyorum!”
Ben de çok merak ediyorum Uğur Meleke gibi yıllanmış bir değerli spor yazarı “Aut atışında ofsayt olmaz” kuralını nasıl bilmez?.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here