Vatana hizmet!..
‘Ulusal önder’ Atatürk ve Türk milletinin ‘asil’ kesimini oluşturan kahramanların cansiperane mücadelesi neticesinde zaferle sonuçlanan Kurtuluş Savaşı sonrası en sıkıntılı dönemlerinden birini yaşayan Türkiye, böyle bir süreçte akla zarar bir şekilde Fatih Terim-Arda Turan polemiğini tartışıyor. Zihnim aslında çok başka şeylerle meşgul olmasına karşın değerli dostum Bülent Tuncay yönetimindeki ‘futbolmedya.com’daki ilk yazımı ben de bu konuya ayırmayı uygun gördüm. Tabii ki şahsi olarak kabul edemediğim buram buram riya kokan başka bazı unsurları da harmanlayarak…
Önce Fatih Terim’den başlayalım… Kulüp bazında Galatasaray ile UEFA Kupası zaferi dahil önemli başarılara imza attığı yadsınamaz bir gerçek. Ancak Milli Takım performansı için aynı şeyi söylemek zor. Terim’in ‘büyük hocalığı’ kişisel kriterlere göre farklı şekilde değerlendirilebilir elbette ama şahsi kanaatim abartıldığı yönünde… 2008 Avrupa Şampiyonası finallerinde, yarı finalde Almanya’ya 3-2 kaybettiğimiz maçta sırtımızdan hançerleyene kadar Türkiye’den yana olan şans faktörünün de yardımıyla bence hem oyun hem de sonuç yönünden en iyi Milli Takım performansına imza attı. Ama bana sorarsanız hiçbir zaman Türkiye’yi tarihinde ilk kez dünya sıralamasında 7’nci sıraya ve 48 yıl sonra Dünya Kupası finallerine taşıyan Şenol Güneş’in 2002 Dünya Kupası finallerindeki performansına ulaşamadı.
Milli kadro seçiminde sıklıkla ‘sempati sıralaması’nı en önemli kriter olarak kullanması da Terim’in aslında yeterince eleştirilmeyen önemli özelliklerinden biridir. Çünkü ‘büyük hocamız’ın eleştiriye karşı ciddi bir antipatisi vardır. Ömer Toprak ve Hakan Çalhanoğlu ile Gökhan Töre arasındaki krizi hiç de iyi yönetemediği gibi, 16 Kasım 2005‘teki trajik İsviçre maçında yaşanan olaylar konusunda da yine bana göre baş sorumlu olmasına karşın bedeli başkalarına ödetilmiştir. Ancak basın tribününe ‘yakışıksız’ el kol hareketi yapan bir oyuncusuna sahip çıkacak kadar da olgundur! Çünkü benzeri tavırları zaman zaman kendisi de sergilemiştir. Elbette tüm bunlara karşın haksızlık ettiğini düşündüğü bir meslektaşımdan özür dileme erdemini de gösterebilen bir insandır.
636101430864635971-s-cf888cdf5a6f246aaffbb6320e8fed329c56a444Gelelim Arda Turan’a… Milli Takım’ın son 3 büyük organizasyondaki Ardalı performansına bakarak başlayalım… EURO 2016 elemelerinde 9 maçta 5 galibiyet, 2 beraberlik, 2 yenilgi ve Allah’ın lütfu ile gelen finallere katılım vizesi. Finallerde 1 galibiyet, 2 mağlubiyet ve ilk turda veda… 2014 Dünya Kupası elemelerinde 5 galibiyet (4’ü Estonya ve Andorra’dan), 1 beraberlik ve 3 yenilgi. Sonuç: Türkiye finallerde yok. EURO 2012 elemelerinde eleme ayağında 8 karşılaşmada 5 galibiyet (2’si Kazakistan, 1’i Azerbaycan), 2 beraberlik ve 1 yenilgi. Sonrasında Hırvatistan ile oynanan ve 3-0 yitirilen play off maçı.. Sonuç: Türkiye finallerde yok. Pek de büyük performans gibi durmuyor bence. Galatasaray’da geçirdiği yıllarda da 1 Süper Lig ve 1 Türkiye Kupası şampiyonluğu yaşıyor. Ve bugün polemiklerle gündeme geldiği Fatih Terim kendisinin üzerine çatı inşa ederken apar topar Atletico Madrid’in yolunu tutuyor.
Sonrasında hem oyun hem de kupa performansı büyüyor. Çünkü kulüp ve yatırım büyüyor. Atletico Madrid ile 1 La Liga, 1 İspanya Kral Kupası, 1 UEFA Süper Kupa, 1 de Avrupa Ligi şampiyonluğu yaşıyor. Sonrasında ise futbolculuk kariyerinde kelimenin tam anlamıyla zirve yapıyor. Belki de milyarlarca insanın rüyasını süsleyen Barcelona formasını geçiriyor sırtına. Hakkını da veriyor… Ve o forma da Arda’nın hakkını veriyor. Türkiye bir de raklam yıldızı kazanıyor! EURO 2016 finallerinde sahadaki ıslıklara (tasvip ettiğimi söylemiyorum) ve kötü performansa karşın ekranlar sık sık Arda Turan raklamları ile süsleniyor…
Peki bunca şeyi Arda’nın kariyerini anlatmak için mi yazdım? Elbette hayır. Zurnanın zırt dediği yere asıl şimdi geliyoruz… Ağzından ‘Ay-Yıldızlı formanın yeri ayrı’ cümlesini duymadığınız tek bir milli oyuncu yoktur. Millidir ya o forma; tüm kulüplerin üstündedir!.. Bir de prim getirirse fena olmaz tabii ki! “Federasyon gelirlerini sponsorlardan karşılar”, “Oyuncular primi hak ediyor” tadında düşünenlerin varlığına katlanmak zorundayız. Ama benim şahsi kanaatim; bayrağının rengini vatan savunmasında akıtılan kanlardan almış, her gün şehit heberleri ile sarsılan bir ülkede milli takım ile prim aynı cümlede bile anılmamalı.
Bu vatan için geride gözü yaşlı, ayağında ayakkabısı olmayan evlat, ana, baba, kardeş, sevgili, dost bırakıp şehadete yürüyenlere bari o kadar saygı gösterin. Ha unutmadan; şehit ailelerine galibiyet filan da hediye etmeyin lütfen. İnanın parçalanan ciğere galibiyetle pansuman olmuyor. Vatana hizmet; ne yazık ki çoğu zaman o hizmeti dile getiremeyerek oluyor. Ve bazen de ayakta duramayarak, göremeyerek ya da tek kol, tek bacakla…
Pardon ya Terim-Arda gerginliği ile fikrimi yazmayı unutmuşum. İnanın aslında o bölüm umrumda bile değil. Çünkü ikisi de haksız…
SELİM YILDIRIM- futbolmedya.com

1 Yorum

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here