Sporcu imaj hakları Mondaq’ta makale olarak değerlendirildi.
Bu yazı, sporcuların imaj haklarının hukuki ve ekonomik boyutunu ele almaktadır. Çalışmada, sporcuların isim, görüntü ve diğer kişisel özelliklerinin ticari kullanımına ilişkin hukuki çerçeve ile kulüpler ve sporcular arasında yapılan imaj hakları sözleşmelerine değinilmektedir.

Yazı, Av. Ömer Faruk Gürol ve Av. Başak Tuncay tarafından hazırlanmıştır.

Spor, günümüzde yalnızca fiziksel performansın sergilendiği bir alan olmanın ötesine geçmiş ve milyarlarca dolarlık küresel bir endüstri hâline gelmiştir. Sporcular artık yalnızca sportif başarılarıyla değil; kimlikleri, tarzları ve kamuoyundaki imajlarıyla da tanınmakta, bu yönleriyle adeta kendi başlarına birer marka niteliği kazanmaktadır. Sporcuların isimleri, yüzleri ve hatta kişisel hikâyeleri dahi markalaşma süreçlerinin merkezinde yer almakta; reklam kampanyaları, sponsorluk anlaşmaları ve lisanslı ürünlerin vazgeçilmez unsurları hâline gelmektedir.

Bu dönüşüm, sporcuların imaj haklarını önemli bir ekonomik değer taşıyan varlıklar hâline getirmiştir. Günümüzde kulüpler, menajerler ve markalar bir sporcunun yalnızca saha içindeki performansını değil, aynı zamanda sosyal etkisini ve pazarlanabilirliğini de değerlendirmektedir. Bu doğrultuda imaj hakları, sözleşme müzakerelerinin bağımsız bir unsuru hâline gelmiştir. Sporun ticari boyutu genişledikçe, sporcuların isimleri, imzaları, fotoğrafları ve diğer kişisel özellikleri üzerindeki hakları da hukuken korunması gereken ekonomik değerler olarak kabul edilmeye başlanmıştır.

Spor artık yalnızca sahada kazanılan veya kaybedilen bir oyun olmaktan çıkmış; marka yönetimi, fikri mülkiyet ve ticari haklar tarafından şekillendirilen bir ekonomik sisteme dönüşmüştür. Bu sistemin başlıca aktörleri olan sporcular ise mesleki kariyerlerini birer ticari faaliyet gibi yönetmekte; kişisel imajlarını korumak ve ticarileştirmek amacıyla stratejik ve hukuki adımlar atmaktadır. Bu nedenle tanıtım hakkı (right of publicity), bir yandan kişilik haklarının uzantısını oluştururken diğer yandan modern spor endüstrisi içerisinde ticari kazancın temel unsurlarından biri olarak karşımıza çıkmaktadır.

İmaj hakları; bir sporcunun adı, görüntüsü, sesi ve kendisini ayırt edici diğer kişisel özelliklerini kapsamaktadır. Bu hakların hem kişilik hakları hem de fikri mülkiyet hakları kapsamında değerlendirilmesi ve hukuk düzeni tarafından korunması gerekmektedir.

Türk hukukunda imaj haklarının korunması başlıca Türk Medeni Kanunu’nun 24. maddesi, Türk Borçlar Kanunu, Kişisel Verilerin Korunması Kanunu ve Türk Ceza Kanunu hükümleri çerçevesinde sağlanmaktadır. Buna göre bir kişinin yüzü, beden görünümü, sesi, jest ve mimikleri, adı ve soyadı ile henüz kamuya açıklanmamış özel hayatına ilişkin unsurlar imaj haklarının kapsamına girmektedir. Dolayısıyla bir sporcunun görüntüsünün, sesinin veya diğer kişisel özelliklerinin izinsiz şekilde kullanılması bu hakların ihlali niteliğini taşımaktadır.

Uygulamada imaj haklarına ilişkin uyuşmazlıklar en sık futbol alanında ortaya çıkmaktadır. Özellikle transfer müzakereleri sırasında imaj haklarının kullanımı ve bu haklardan elde edilecek gelirlerin paylaşımı önemli bir tartışma konusu hâline gelmektedir. Bazı durumlarda sporculara imaj hakları karşılığında ödenen tutarların transfer bedellerini dahi aşabildiği görülmektedir. Bu durum, imaj haklarının ekonomik öneminin giderek arttığını ortaya koymakla birlikte hukuki tartışmaları da beraberinde getirmektedir. Türk hukukunda imaj haklarına ilişkin kapsamlı bir düzenleme henüz bulunmamakla birlikte, yabancı hukuk sistemlerinde bu konu ayrıntılı şekilde ele alınmış ve sözleşmesel mekanizmalarla düzenlenmiştir. Uluslararası uygulamada kulüpler, sporcuların şöhretinden ve kamuoyundaki tanınırlığından faydalanmak amacıyla sıklıkla imaj hakkı sözleşmeleri akdetmektedir.

Bir imaj hakkı sözleşmesinin akdedilmesi genellikle bu hakların tamamının veya bir kısmının futbol kulübüne devredilmesini içermektedir. Bununla birlikte söz konusu sözleşmeler farklı şekillerde de yapılandırılabilmektedir. Buna göre sporcuya imaj hakkı bedeli ödenmesi, gelirlerin kulüp ile paylaşılması veya gelirlerin münhasıran sporcuya ait olması gibi modeller söz konusu olabilmektedir. Sporcu tarafından imaj haklarının bir kulübe devredilmiş olması hâlinde, transfer durumunda bu hakların yeni kulübe ayrıca bir sözleşme veya ek protokol ile açıkça devredilmesi gerekmektedir.

İmaj haklarından elde edilen gelirler dikkate alındığında, sporcular açısından bu hakların tamamen devredilmemesi çoğu zaman daha uygun olabilmektedir. Zira kişisel nitelikleri gereği imaj haklarının devri, sporcunun kendi kimliği üzerindeki ekonomik ve manevi tasarruf yetkisini sınırlayabilmektedir. Bu nedenle kulüpler ile sporcular arasında akdedilen sözleşmelerde imaj haklarının kullanım kapsamı, yöntemi ve sınırları açık ve net bir şekilde belirlenmelidir.

Bu çerçevede imaj haklarının devrine ilişkin müzakerelerde özellikle kulübün söz konusu hakları hangi sıfatla kullanabileceğinin belirlenmesi önem taşımaktadır. Kulüp sıfatıyla kullanım (club capacity), sporcunun imajının kulübün ticari faaliyetleri, tanıtım çalışmaları veya sponsorluk anlaşmaları kapsamında; forma reklamları, maç afişleri veya kulübün resmi medya içerikleri gibi alanlarda kullanılması anlamına gelmektedir. Buna karşılık kişisel sıfatla kullanım (personal capacity) ise sporcunun kulüpten bağımsız olarak, kendi adına veya markası altında gerçekleştirdiği kişisel sponsorluk anlaşmaları ya da reklam kampanyalarında yer alması durumunu ifade etmektedir.

Bu iki kullanım biçimi arasındaki sınırların açık bir şekilde belirlenmemesi, uygulamada önemli hukuki uyuşmazlıklara yol açabilmektedir. Bu nedenle imaj haklarının devrine veya kullanımına ilişkin sözleşmelerde hakların kapsamı, süresi, coğrafi sınırları, gelir paylaşımı esasları ve yetkili hukuk düzeni ayrıntılı şekilde düzenlenmelidir. Bu şekilde hem sporcunun kişisel menfaatleri hem de kulübün ticari amaçları arasında dengeli bir koruma sağlanabilecektir.

Her ne kadar imaj hakkı sözleşmeleri sporcular ve kulüpler bakımından önemli mali avantajlar sağlayabilse de bazı riskleri de beraberinde getirmektedir. Bu risklerin başında, sporcuların maaşlarının bir kısmının imaj hakkı ödemesi gibi gösterilmesi uygulaması gelmektedir. Bu tür düzenlemeler kısa vadede kulüplerin mali yükünü azaltabilse de şeffaflığı zedelemekte ve spor ekonomisinde gerçek piyasa değeri ilkesini bozabilmektedir. Bu nedenle imaj haklarının ticarileştirilmesi süreci etik, şeffaf ve hukuka uygun bir şekilde yürütülmelidir.

https://www.mondaq.com/turkey/sport/1758660/image-rights-of-athletes#authors

Önceki İçerikFırat Günayer’den El Bilal Toure eleştirisi: 5 yılda 100 maç kaçırdı
Sonraki İçerikJesus’tan yıllar sonra gelen Ali Koç itirafı

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz