AKTÖR-MODERATÖR-ANTRENÖR
ALPER ÜSTÜNDAĞ İLE SPORLİG DERGİSİ İÇİN RÖPORTAJ

”BAŞARIDA KULVAR TANIMIYOR”

Futbolculuktan muhabirliğe Muhabirlikten Spikerliğe Spikerlikten Moderatörlüğe Moderatörlükten Aktörlüğe Aktörlükten Antrenör ve Mentörlüğe Radyo programcılığına Seslendirmenliğe uzanarak deyim yerindeyse 10 parmağında 10 marifet olan bir ismi Alper Üstündağ’ı siz SporLig okuyucuları ile buluşturuyoruz bu sayımızda…

 

SORU 1-) Merhaba… Biz sizi daha çok televizyon ekranlarından tanıyoruz… Spor spikerliği ve programsunuculuğunun yanı sıra dizi ve reklamlarda da oyunculukyapmaktasınız. Radyo’da spor üzerine yaptığınız programlar,ve sporcu geçmişinizle Antrenörlüğe uzanan yolla dikkat çekmektesiniz. İlk olarak Sporlig Dergisi okuyucuları için Alper Üstündağ kimdir?” diye sorsak,neler  anlatırsınız?

CEVAP: 19.04.1979 İstanbul/Ortaköy doğumluyum.1985 yılında başladığım 12 senelik temel eğitimimi 1997 yılında Marmara Kolejinde tamamladım. Eskişehir/Anadolu Üniversitesi Halkla İlişkiler ve Ziverbey/Müjdat Gezen Sanat Merkezi Tiyatro bölümü mezunuyum. Kınalıada Spor Kulübü’nde 3 yıl lisanslı olarak yüzerken,5 yıl Beşiktaş 2 sene de İBB’de olmak üzere toplam 7 senelik lisanslıfutbolcu geçmişim bulunmakta. Maalesef büyük hedeflere koştuğum futbol yaşantıma 19 yaşında geçirdiğim ciddisakatlık sebebiyle nokta koymak zorunda kaldım ancak Futbol yaşantısı bana TFF/Antrenörü olabilme şansını tanıdı..Medya sektörüne 1998 senesinde HBB Tv’demuhabir olarak adım attım,ardından ATV-Kanal 6-Tv 8 ve Tivibu kanallarında spor spikerliği ve yönetici konumunda  görev aldım.Çok önemli spor adamlarıyla özel röportajlara ve yayınlara imza atarken bu anlamda da bir çok ödüle layık görüldüm.Tabi bu başarılar beraberinde spor radyolarında üst düzey programlar yapmamı ve gazetelerin spor servislerinde köşe yazarı olmamı sağladı.Ayrıca spor’undışında farklı branşlarda,TRT VE 24tv gibi önemli kanallarda birçok programın moderatörlüğünüüstlenirken,özel organizasyon sunuculukları da yapmaktayım. Radyolar da 10 senedir sunduğum ve marka haline getirdiğim “Kazan Kaynıyor” programı da işlerim arasındaki en önemli parçalardan bir tanesi. Tabii bunların haricinde ise oyuncu olmamdan dolayı herkesin yakından bildiği birçok dizide önemli roller alırken üst düzey firmaların reklamlarında da oynama fırsatı yakaladım. Yani kısacası özetleyerek geçtiğim 39 yıla çok şükür bir çok başarıyı ve title’leri sığdırmış bulunmaktayım...

SORU 2-) Medya sektörü için zor deniliyor, bu bölümü seçmek isteyenler sizce hangi özelliklere sahip olmalılar?Yaşanan sıkıntıları neye bağlıyorsunuz?
CEVAP: Moral bozmak istemem ama her zaman doğruları söylerim. Bir kere bu mesleği düşünenler tatili ve uykuyu fazla sevmemeliler.Yani, Televizyon ya da Gazete fark etmez çalışmada saat sınırlamanız yoktur. İş ne zaman biterse gidersiniz işin olma durumuna göre de geri gelirsiniz. Üst mertebeye ulaşsanız dahi spor ve haber servislerinde görev yapmayı seçmişseniz  bilin ki tatilleriniz de hep sınırlı şekilde olacaktır,bundan dolayı disiplinli olmalı ve çalışmayı çok sevmelisiniz. Spor spikerliğisunuculuğu için güzel yüz ve düzgün konuşma önceliklidir. Genelde stüdyoda olduğunuz için rahatsınızdır sadece canlı yayın stresi yaşarsınız, buanlamda heyecanlı yapıyı,bilgisizliği asla kaldırmaz ekran. Eğer muhabirseniz, 4 mevsimle iç içesinizdir,gittiğiniz işlerde bekleme süreleri ve risklerini de göz önüne alırsak sabır taşınız bir hayli sağlam olmalıdır. Ve şu da çok iyi bilinmelidir ki, muhabirlikten gelen bir spiker-sunucu olmam mesleğimde başarılı olmamın başrollerindendir…
Ayrıca günümüzde medya sektörü maalesef sosyal medyanın eline geçmiş durumda ve her geçen gün yükselişi önlenemez hale geliyor bu da sıkıntılı durumların başında tabi ki, çünkü işçi alımları buna bağlı olarak çok çok azalmış durumda ve bir sürü meslektaşımın evde oturduğuna hatta başka işler yapmaya yöneldiğine üzülerek tanıklık etmekteyim.

SORU 3-) Bu mesleği seçmenizde kimler size yol gösterdi? Ailenizin tepkisi ne oldu?
CEVAP: Güzel bir soru. Futbolda sakatlanmam sonrası “Televizyoncu olacağım ben” dememle bu meslek gündeme geldi. Küçük yaşta babamı  kaybettiğim için Annem ve ağabeyim ile hayata devam ettim. Ağabeyim İlker Üstündağ sağ olsun  bana HBB Tv’nin kapısından girmemi, ilk spor müdürüm usta gazeteci Turgut Koloğlugil’de bu mesleğe adım atmamı sağladı bu yüzden minnettarım onlara. Mutfaktan yetiştiğim için,birde başladığım yıl göz önüne alınırsa çok zor şartlar altında mesleği öğrendim, benimkisi bir AŞK’tı desem hiçte yanlış bir ifade olmaz .Tabi kimse bu mesleği yapabileceğime ilerleyeceğime inanmazken Ailemin destek vermesi yanımda olması çok önemliydi benim için,var olsunlar diyorum…

SORU 4-) Söyleşimizin başında söz etmiştiniz. Siz aynı zamanda Tiyatro mezunu oyuncusunuz ve dizi, film ve reklam sektöründe de tecrübeleriniz var. Bunları hepsinin üstesinden gelmek çok keyifli olmalı. Bu konuyla ilgili neler söylemek istersiniz?
CEVAP: Usta aktör Kadir İnanır’ın 2002’de ki ‘Gönderilmemiş Mektuplar’ filmine seçilip ardından vazgeçilmesi ile başladı her şey. Vazgeçilen değil hep seçilen olmak istedim bundan dolayı da oyunculuk maceram askerlik dönemim sonrası başladı. Yetenekli olduğumu bu işte de başarılı olabileceğimi hissettim sonrasında sağolsunkomşumuz Meral Özcan Irsıdar sayesinde amcası Rahmetli ustamız Gazanfer Özcan ile paylaşma fırsatı yakaladım. Nur içinde yatsın kendisinin desteği ile Müjdat Gezen Sanat Merkezi Tiyatro bölümüne girdim ve 2 yıl okudum. Bu eğitim benim oyunculukta ilerlemem için önemli bir adım oldu . Iv. Osman,Kanıt,Arka Sokaklar,Hayat Dediğin,Söz gibi dizilerde önemli roller oynadım. Öğrenci İşleri,Biraderlerve Recep İvedik 5 adlı 3 sinema filmim var . En önemlisi de son 4 senede 12 güçlü firmanın reklamında oynamamdır, dile kolay. Set ortamları keyifli olduğu kadar yorucudur sesli çekimlerde senaryo ezberleme zorunluluğu vardır ama her şeyin başı AŞK dedim ya bu da Aşk olmadan yapılmayacak işlerden bir tanesi. Bu bağlamda iki meslek doğrultusunda profesyonel programlar seslendirdiğimi dizi-film dublajlarına da girdiğimi söylemek istiyorum. Ayrı heyecanlar tatmak iyidir,Allahaşükür şans yanımdadır hep

SORU 5-): Şimdiye kadar yaptığınız programlarda hangi röportaj sizi heyecanlandırdı hangisi çok özeldi diye sorsak ne yanıt alırız?

CEVAP: Mesleğe adım attığım 1998 yılından bugüne kadar kariyerimde bir çok anı biriktirdim anlatmaya kalksam kitap haline getiririm herhalde.  Ancak ilk sırayı alan yayınımAntalya’da düzenlenen “2006 Uluslararası Meclis Turnuvası” finalinde dönemin Başbakanı şu anda Cumhurbaşkanımız olan Recep Tayyip Erdoğan ile yaptığım yayındır. Tabi bunun dışında bir çok Başkan,futbolcu,teknik adam,sanatçı gibi, kulvarlarında önemli olan isimlerle programlarda röportaj yapmanın gururunu yaşadım. En küçüğünden en büyüğüne kadar aralarında ayrım yapmam mümkün değil ancak İspanya milli takımını şampiyonluklardan şampiyonluklara ulaştıran dünyaca ünlü teknik adam Vıcente Del Bosque,Türkiye’nin 1 numaralı teknik adamlarından Fatih Terim ile yaptığım özel programları ve BJK Efsane başkanı rahmetli Süleyman Seba ile 2012 yılında çiftliğinde gerçekleştirdiğim ve siyah beyazlı tribünlere pankart olan “Beşiktaş’ı üzmesinler” sözünün çıktığı o efsane işi müthiş röportajlar listeme koyabilirim, çok keyif almıştım. Tabi ki 2008 Ampute Dünya Kupasında “Sierra Leone” ülkesini konu alan haberimin ödüle layık görülmesi de farklı bir yerdedir benim için…    

SORU-6): Farklı tarzda programlar da sundum dediniz,peki sizin için en özel olanı hangisiydi?

CEVAP: Ben ne yaparsam yapayım her işe bir kere özgüvenimle başlarım. Yani benim için bunu yapamam diye bir durum söz konusu olamaz. O yüzden, gelen tekliflere iyi olması koşulu ile her zaman açık olan bir sunucuyum. Yıllarca spor camiasının içerisinde olsam da kimi zaman kendimi Türkiye’nin önde gelen isimlerini programımda ağırlarken, kimi zaman Havacılık sektöründe uçarken, kimi zaman Belgeselin içinde tarihi bilgileri aktarırken, kimi zamanda Ramazan programının içinde dini sohbetleri konuşurken buldum kendimi. Bundan sonrası içinde kimlerle,nelerlekarşılaşırım bilemiyorum ama  yaptığım işler arasında pek ayrım yapmayı sevmem. İşimi doğru yapıp hak ettiğim alkışı almak isterim bu yüzden hepsini özel bir kefede topluyorum. Sağlığım el verdikçe her yerde olmaya devam edeceğim inşallah..

SORU-7) Kazan Kaynıyor dendiğinde Radyocu unvanınız bizlerle buluşuyor, ne anlatırsınız?  

CEVAP: 2008 yılında Sayın Saadettin Saran’ın teklifi ile Radyospor da program yapmaya başladım. İsim belirlemem  istendiğinde o zaman rahmetli spor yazarı abim İlker Ateş orada Spor Kazanı adında bir program yapıyordu. Kendisine sordum, düşünmeden bana
“Kazan Kaynıyor” koymalısın iyi de kaynatırsan tadından yenmez demişti. Nurlar içinde yatsın bu işi de kıvırdım bu ismi 10 yılda marka haline getirdim. Hele ki rahmetli, programın gündem belirlediğini görseydi eminim ki benimle çok gurur duyardı. Yolumuz daha uzun diyorum…    

SORU-8)Eski futbolcu olmanızdan dolayı Türkiye Futbol Federasyonu teknik adamlarındansınız. Ve bu mesleği de yapmaktasınız ayrı bir tat olsa gerek…

CEVAP: Türk futbolunun efsane kalecilerinden Rasim Kara hocamın hatırlatması ile hakkımın bulunduğu Türkiye Futbol Federasyonunun 1aylık Antrenörlük kursuna katıldım ve başarı ile tamamladım. BJK altyapısında kısa bir dönem çalıştıktan sonra Futbol tecrübelerimi aktarabilmek adına Erenköy İntaş Lisesi ile anlaştım ve 4 senelik perioddatakımıma turnuvalardan 3.’lük 2.’lik ve şampiyonluk kupaları kazandırdım, önemli bir kariyerdi benim için. Teknik adamlıktan çok sahada olmak çim kokusunu hissetmek oyuncularınla aynı hissi yaşayıp heyecana ortak olmak ve galibiyetler kazanmak her şeyden öte noktada. Şu anda Acıbadem Üsküdarspor kulübünde çalışmaktayım ve futbolculuk dönemimdeki coşkuyu hala kaybetmediğimi görüyorum  bu beni motivasyon adına daha da kamçılıyor. Ama bunları yaparken tabi ki sıcağı da soğuğu da yiyorsunuzbu işin zor ama keyif veren taraflarından…  

SORU 9) Kendinize örnek aldığınız bir teknik adam var mı?

CEVAP: Hayatımın her noktasında yaptığım işlerimde hep kendim olmayı tercih ettim. Tarzımla duruşumla önce örnek adam olmayı sonra da başarıya ulaşmayı kendime ilke edindim. Ancak beğendiğim teknik direktörler arasında Ferguson,Del Bosque Lucescu, Mourinho,Fatih Terim,ŞenolGüneş ve Mustafa Denizli gibi değerli hocaları sayabilirim…  

SORU 10)Türk Futbolunun durumunu nasıl değerlendirirsiniz
CEVAP: Sonuçta ülkemiz bir tane ve Türkiyemizin liglerine değer vermek sahip çıkmak zorundayız. Ancak yabancı sayısı konusunda acilen bir kısıtlamaya gitmek gerekiyor çünkü önüne gelen ismi buraya getirip paralar saçmanın doğru olmadığı kanaatindeyim. Ayrıca altyapılarda o kadar yetenekli futbolcu varken bugün hiçbirinin adını üst liglerde duyamıyoruz maalesef. Milli takımları oluştururken hocalarımız oldukça sıkıntı çekiyor ve bunun altında, kulüplerin yerli yönünden ilerleyeceğine yabancıları getirip ad duyurma sevdasının yattığına inananlardanım. Paralar çarçur edileceğine altyapılara eğilmek önem vermek oradaki yetenekleri keşfetmek çok önemli fakat her seferinde kanayan bir yara olarak göze çarpıyor. Özellikle futbol altyapısı olmayan yönetici tiplerinden ülke futbolunun kurtulması gerektiğini, para ile değil sporcu zekası ile bazı şeylerin yukarılara tırmanacağını düşünüyorum. Başarıya gidecek yolun formülü belli bence, sadece uygulamaya geçilmeli 

SORU-11)Çok tartışılan VAR sistemi ile ilgili düşüncelerinizi de merak ediyoruz…

CEVAP: Aslında bu sistem ile ilgili düşüncemi belirtmeden önce, değinmek istediğim konu Hakemlerimiz. Onların üzerine çok gelmemek lazım sonuçta insanlar, ama herkesin işinden kazandığı para olduğu gibi onlarda bu işin profesyonel tarafındalar yani işlerini layıkıyla yerine getirmeliler. VAR sistemi geldiğinden beri hakemlerimizin başarı oranı biraz yükselmiş gibi gözükse de yapılan hatalar kulüplerin canını yakıyor. Sahada ki hakemlerle sistemin başında bulunan hakemler arasında Ego savaşı yaşanıyor bu da Türk futbolunu olumsuz hale getirirken Video hakem uygulamasını maalesef başarısız kılıyor. Daha dikkatli olmaları konusunda Merkez Hakem Komitesine büyük iş düşerken, şahsi fikrim Futbol hatalar oyunudur ve bize bu sporu sevdiren de budur bunun için “VAR geldi güzellik YOK oldu”…      

SORU-12)Bilgi ve birikimlerinizi aktardığınız herhangi bir kurum var mı? 

CEVAP: Tabi 39 yaşa bu kadar meslek ve tecrübe sığdırınca doğal olarak bunları aktarmak gerekiyor. Marmara Üniversitesi Spor Bilimleri Fakültesi dekan yardımcısı olan Veysel Küçük hocam vasıtasıyla eski adıyla Akademide hocalık yapma teklifi aldım. Turgay Biçer hocamın ekibinde öğretim görevlisi olarak 5 yıldır birçok derse girmekteyim bunlarda ayrı bir tecrübe oluyor açıkçası. Hem Antrenör hem Yönetici hem de öğretmen adayı öğrencilerimizi iletişim anlamında topluma hazırlayarak onlara mentörlük yapmanın mutluluğu içindeyim…

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here