Güneş gazetesi yazarı Aybars Hünalp Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a yönelik bir yazı kaleme aldı:

Cumhurbaşkanımız ne demek istedi?

Geçen hafta Cumhurbaşkanı Sansürleniyor (mu) başlıklı yazıma çok faydalısıyla ilgi oldu..
Peki ama Cumhurbaşkanımız bazı özellikle bazı branşların (basketbol, yüzme, güreş ve tenis) da altını çizerek ısrarla yaygınlaştırmamız vurgusu yaptı. Yine aynı televizyon programında “bunu merkezi yönetim olarak aynı zamanda yerel yönetimler olarak paslaşarak yapmamız lazım..”
sözleriyle ne demek istedi..
Geçen hafta da değindiğim gibi röportajın yapıldığı 5 Nisan’dan itibaren hiç bir federasyon yetkilisinden buna yönelik bir çalışma göremedim..
Ben de konuyu bir zamanlar spor yazarlığı da bir dönem Spordan Sorumlu Devlet Bakanı Faruk Nafiz Özak’ın Danışmanlığını yapan ve daha sonra da federasyonların performanslarını izleyen Gençlik ve Spor Bakanlığı Sportif Değerlendirme ve Geliştirme Kurulu Üyesi/Raportörlüğü görevlerinde de bulunan Ömer Gürsoy’a sordum: Erdoğan ne demek istedi?
Gürsoy: Kurul üyeliğim sırasında ilk 2 sırada değerlendirmeye aldığım 2 branştan birisi Basketbol diğeri ise Tenis idi.. Her ikisinin de Cumhurbaşkanımızın tarafından ifade edilmesi çok önemli.. Çünkü her 2 branşın ülkemizde çok büyük potansiyeli olmasına karşın yaygınlaşma anlamında çok gerilerde olduğu da ortadadır.. benim özellikle basketbolu ve tenisi de seçmemim nedeni 2000’den itibaren basketbol federasyonu yönetim kurulu üyeliği ile birlikte yaklaşık 15 yıl çeşitli kademelerinde görev yapmış olmam, tenisi de bundan 7 yıl önce “eyvah oğlum tenisçi olacak’ diye Habertürk Gazetesi’nde yazdığımın ve bugün TOHM (Türkiye Hazırlık ve Olimpik Merkezi) sporcusu oğlum nedeniyle başlayan serüven nedeniyle bir veli ve yazar olarak ülke ve dünya tenisini inceleme fırsatı bulmamdır.
Önce basketboldan başlarsak. Bu konuda yaptığım analizlerin detaylarınısevgili arkadaşım Meriç Müldür Habertürk Gazetesi’nde ki köşesinde “potada alarm zilleri başlığı’ ile yazdı.. yer darlığından burada tekrarlamayayım ama ülkemizde 650 bin basketbolcu potansiyelimiz var iken bizde ki sayı 58 bin.. . 10 ilimizde hiç basketbol oynanmıyor. Sırbistan’da 180 bin, nüfusu bizden yüzde 18,5 düşük Fransa’da 470 bin basketbolcu var..İşte Sayın Cumhurbaşkanımızın yaygınlaştırmamız dediği hedef bu olabilir.. Yani 58 binden 650 binlere ulaşmak hedefi..Üst yapıya geldiğimizde benim değerlendirmelerime göre Avrupa Basketbol Şampiyonası’nda maalesef yarı finale bile yükselemeyeceğimizi öngörmüştüm. Ne zaman? 2016 ocak ayında.. 17 ay süresince hiç bir önlem alınmadan bu şampiyonaya katılacağız.. halbuki bu sezon Türk basketbolu altın çağını yaşamıyor muydu? Fenerbahçe Euroligue Şampiyonu oldu, Anadolu Efes, Darüşşafaka , Banvit’in başarıları ortada.. Kulüplerimizin bu yıl ki bütçeleri, THY ve yan sponsorlarla bu yıl tahminim 140-150 milyon Euro basketbola kaynak harcandı.. bunun arkasından elbette beklentimiz Avrupa Şampiyonasında final oynayıp kupayı kaldırmaktır.. en kötüsü ülkemizde ki organizasyonda favori bile olamayışımız.. o zaman nerede Türk Basketbolu.. bana kalırsa Türk Basketbolu yukarı doğru düşmektedir.. içi helyum gazı balonun göğe yükselirken aslında hiçliğe gitmesi gibi..gelecek 4 yılda da karamsarım.. Yeni yönetimin alt yapıya yönelik yaptığı çalışmalarını duyuyoruz, umarım sağlıklı bir Basketbolu geliştirme stratejisi üretirler.. bence bunu ilk 100 günde yapmalıydılar..
Tenise geldiğimizde durum ülkemiz açısından gerçekten çok dramatik bir tablo ortaya çıkarıyor..Belki Türkiye Cumhuriyeti devletinin hiç bir branşa nasip etmediği tesisler tenisin hizmetine sunulmuş.. belki de ülkemizde futboldan sonra toprak değeri en pahalı arsalarda oluşmuş tesisler tenisin hizmetine verilmiş.. ancak burada oluşmuş kulüpler 100 yıldır bu halka borcunu ödeyememişlerdir.. hala bir şampiyon tenisçi çıkmamıştır,, bozuk saat bile günde 2 kez doğru gösterirken yüz yıldır doğru dürüst bir başarımız yok..
Tenisin tabana yaygınlığı konusunda da belki de Avrupa’nın en başarısız ülkesiyiz.. nüfusu bizden çok az olan Sırbistan, Bulgaristan, Romanya da dahi faal tenisçi sayısı bizim çok üstümüzde.. biz de ki bir başka büyük problem de 8-9-10 yaş grubuna yılda 3000 çocuğumuz katılırken bir sonraki yaş grubuna geçerken yani 10-12 aralığında bu sayı önce 1500’e 12-14’de 750’ye düşüyor.. bunun nedenini sadece okula bağlamak beceriksizliğe ve proje üretememeye ve sistem oluşturamamaya bir bahane olarak kullanılmaktadır..
Ayrıca, bir çok ülkesinde ülke sporcularını korumak ve kulüpleri de rekabet içine çekmek için çeşitli yaş gruplarına yönelik ligler düzenlenirken Türkiye Tenis Federasyonu faal tenisçi sayısının yüzde 2,5’unu oluşturan Doğu ve güneydoğu da “Doğu ligi” kurmuş iken yüzde 97,5 oluşturan yüzdeden bunu niye mahrum ettiğini açıklaması da gerekir.. şu an elimde Türk tenisine çok önemli hizmetleri bulunan ve benim yıllar önce ‘Tenis’in Las Vegas’ı’ ve ‘Garanti Koza’nın Ruhu başlığıyla yatırımlarını takdir ettiğim Garanti Koza Yönetim Kurulu Başkanı Şükrü ilkel’in belki de Türk tenisin kaderine domine etkisi yapacak ” Garanti Koza Ligi ” kurulması halinde 1 milyon liralık sponsorluk teklifi de var.. Bu teklifi buradan da ilk kez kamuoyuna açıklıyorum ve Tenis Federasyonu’nun bu teklifi reddettiğini doğrusu merak ediyorum..
Türk tenisinin geleceği ile tünelin ucunun en az 10 yıl süreyle karanlık olduğunu söylemek için kahin olmaya gerek yok.. Gelecek o kadar çabuk geliyor ki..Grand Slam’i kazanan Letonyalı kız 2002 yılında tenise başlamış.. dolayısı ile gelecek 10 yıl sonra dünya ölçeğinde rekabet edecek seviyede oyuncumuz yok maalesef..
Gürsoy ile yaptığım görüşemenin ilk bölümü bu şekilde .. gelecek hafta Cumhurbaşkanı’nın merkezi yönetim belediye paslaşmasına yönelik olarak Gürsoy’un değerlendirmelerini ele alacağız..

Önceki İçerikUğur Meleke Galatasaray’daki saç kesme geleneğini yerden yere vurdu
Sonraki İçerikAkşam gazetesinin yeni spor müdürü belli oldu

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz