Galatasaray taraftarının Beşiktaş maçı öncesi idmanda kırdığı rekor Galatasaray Dergisi’nde konu oldu. Bülent Tuncay, hem taraftarın bu gövde gösterisini hem de 1905 GSYİAD’taki değişim sürecini kaleme aldı:

 

Sine-i taraftara dönmek

Galatasaray taraftarının Beşiktaş derbisi öncesi, bir çağrı ile Türk Telekom’u doldurması inanılmazdı. Sadece İstanbul’dan değil; Ankara’dan, Bursa’dan, İzmir’den, Edrine’den, Türkiye’nin hemen her yerinden insanlar, gruplar halinde çağrıya icabet etti, 40 bin 541 sayısına ulaşarak bir dünya rekoru kırdı. Bedel ödenerek izlenen en yüksek katılımlı bu antrenmanı Latin Amerikalılar bile yapamazdı.
Geçen sene de Türk Telekom’daki antrenmanda taraftarla buluşulmuştu. Kadıköy’de 1999’dan beri süregelen ‘kazanamama sendromunu’ yenmek için 27 bin 681 taraftar stada gelerek takımı yüreklendirmişti.
Bu kez neredeyse tüm stat doldu. Açıkçası beklemediğim bir rakamdı. Bunun iki temel nedeni vardı bana göre.
Birincisi; Galatasaray camiası başkanından hocasına, futbolcusuna kadar ardı arkası kesilmeyen cezalandırmaların adaletsizliğe inanıyordu. O gün o idmana gelerek ‘Ben yok biz varız. Karşınızda kim olduğunu görün’ mesajını verdi dışarıya. İkincisi; Fatih Terim’e olan inancın tesciliydi. Geçmiş dönem sultanlarının, krallarının, imparatorlarının çağrısına uyan kitleler gibi koştular komutanlarının yanına… tek farkla, tamamı gönüllü olarak.
Galatasaray geçmişte, Türkiye’deki taraftar sayısında çoğunluğu sağlamadan önce de farklı bir camiaydı. Metin Oktay gelene kadar ‘iki direk arasında’ Karıncaezmez Şevki’nin önderliğinde de… 14 sene şampiyon olamadığı o uzun, upuzun yıllarda da farklıydı. Gündüz Kılıç’ın cümleştirebildiği gibi ‘bir his takımı’ydı Galatasaray.
Ali Sami Yen Stadı günlerinde de böyleydi.
Geçen sene Türk Telekom’un çimlerine 12. adam olarak inerek şampiyonluğu getiren en önemli faktör olduğunda da böyleydi.
Meciciyeköy’ün çevresinde toplanmak, Orjin’de köfte yemek, tribünde omuz omuza vermek, sportif başarının olmadığı yıllarda da vardı. Taraftarlar başarıya değil ‘his’lerine tuttundu. O zor yıllardan sonra gelen büyük patlama, sadece ulusal değil uluslararası arenada kazanılan kupalar, o dayanışma yıllarının kefaretiydi.
Güzel günlerdi. Kulüplerin saf duygularla sevildiği, oyuncuların amatör ruhla mücadele ettiği dönemlerdi.
Beşiktaş derbisi öncesi, o antrenmana gelen onbinler “Biz değişmedik” mesajını da verdi.
Sine-i taraftara dönmenin yarattığı sinerjiyi enerjiyi dönüştürme sırası, sahadakilerde.
Mesaj çok açık.
Ya yapacaklar, ya da yapan gelecek…


—–

İş İnsanları’nın ayak sesleri

1905 GSYİAD sessiz sedasız bir değişim içinde. Yeni başkan İbrahim Hatipoğlu ilk iş olarak derneğin adını değiştirdi, cinsiyet ayrımcılığı algısı yaratabilecek olan ‘iş adamları’ ifadesini ‘iş insanları’ yaptı.
İkinci olarak geleneksel hale gelen ‘Sarı Kırmızı Kareler’ yarışmasını genişletti. Foto muhabirlerinin yanına kameramanların eserlerini de koydular yarışmaya. 1905 GSYİAD’ın temel direği olan koordinatör İrem Denizok’un davetine 93 fotoğraf, 9 video eseri gönderdi meslektaşlarımız.
Üçüncüsü ile Hatipoğlu’nun kucaklayıcı tavrıydı. Jüride daha önceki iki başkan, Metin Öztürk ve İsmail Sarıkaya da vardı. Hatipoğlu, “Ben derneğin 6. başkanıyım. Diğer iki başkan çeştili sebeplerle üyelikten ayrılmış. Diğer başkan da seyahatte olduğu için gelemedi. Kırgınlıkları giderip diğer başkanlarla da kucaklaşacağız. Seneye hepsi aramıza olacak” dedi. Türkiye’nin alışık olmadığı, devamlılığı, bayrak yarışını ve yapıcılığı içeren ve özlenen bir bakış açısı.
GSYİAD’ın iki genç yöneticisi Mert Emiroğlu ve Hakan Sarıöz’ün enerjisi ile derneğin adını daha sık duymaya başlayacağız. Florya’ya yapılan hizmetlerin ardından tekerlekli sandalye basketbol takımına destek geldi. Ellerini taşın altına koymaya da devam edecekler gibi…

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here