İşimizi bize öğretmeyin…

 

Fenerbahçe Başkanı Aziz Yıldırım, geçtiğimiz hafta içinde yine medyaya salladı. “Siz kimsiniz ya! 20 yaşında editör olmuş çocuklar televizyonda bizi eleştiriyorlar! 25 senedir yöneticilik, başkanlık yapıyoruz. Siz kimsiniz!” diye çok sert çıktı. Bu sözlere cevap verenler de oldu, ‘Nasılsa durmadan söylüyor, boş ver’ diye ciddiye almayanlar da… Şimdi Türk dil Kurumu’nda yer alan ifadelere göre bakalım; biz kimiz, Aziz Yıldırım gibi yöneticiler kim?

Gazeteci: Gazeteye yazı yazmayı, haber toplayıp vermeyi veya gazetenin yazı işlerinde çalışmayı iş edinen kimse.

Muhabir: Basın ve yayın organlarına haber toplayan, bildiren veya yazan kimse.

Editör: Yazıları yeniden düzenleyerek yayıma hazırlayan kimse.

Yazar: Özellikle gazete ve dergilerde herhangi bir konuda yazı yazan kimse, muharrir.

Köşe yazarı: Köşe yazısı yazan kimse.

Yönetici: (Spor) Bir spor dalında takımların hazırlanması, oyuncunun bakımı, çalışma yerinin sağlanması, yapılacak karşılaşmaların planlanması vb. işlerle ilgilenen kimse.

Teknik direktör: Spor takımının oyuncularını kurduğu düzene göre oynatan, oyuncularla spor kulübü arasında ilişkileri düzenleyen kişi.

Başkan: Bir topluluğun, bir toplantının veya bir derneğin başında bulunan kimse, reis.

 

Şimdi bu anlamlara göre Robin van Persie ile Pereira arasındaki sorunu yazmak mı yanlış? Fenerbahçe’nin muhtemel kadrosunu okuyucusuna duyurmak mı yanlış? Spor konusunda yazı yazmak, yorum yapmak mı yanlış? Bunu yaparken 20 yaşında olmak mı yanlış?

Gelelim sizin gibi başkan, yöneticilerin görevlerine… Türk Dil Kurumu’na göre başkanların, yöneticilerin, teknik direktörlerin bize işimizi öğretmeye haklarının olmadığını görüyorum. Sözüm bize işimizi öğretmeye kalkanlara. Artık şu gerçeği kabul edelim. Bizim işimiz sizleri yazmak, görüntülemek, haber yapmak. Biz daha iyi başkanlık, teknik direktörlük, yöneticilik yapacağımızı iddia etmiyoruz ki. Sahaya çıkıp daha iyi futbol oynayacağımızı ya da ne bileyim daha iyi basketbolcu, voleybolcu, atlet, boksör olacağımızı da yazmıyor, söylemiyoruz.

Tamam, bizim de içimizde işini iyi yapmayanlar var. Yeri geldiğinde üzerine basa basa yazıyor, söylüyorum. Bunlar için tekzip denen bir yol var. Mahkemeler var. Açarsınız can yakan tazminat davaları, gönderirsiniz tekzipleri bakın bakalım neler oluyor. Bunları yazanları tamamen yok edemeseniz de ciddi anlamda azaltırsınız. Ama işini iyi yapanları sırf çıkarlarınıza ters düşüyor diye hedef göstermeyin, hakaret etmeyin. Tekrar ediyorum işimizi bize öğretmeyin.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here