D-Smart’ya yayınlanan Bol’ca Futbol programında Emre Bol ve Nergis Aşkın’ın konuğu olan eski hakem Deniz Ateş BİTNEL Galatasaray – Trabzonspor karşılaşmasında yaşadıklarının hikayesini anlattı.

  • Maçın tebligatını aldığımda, ben Avrupa Ligi maçında görevliydim. Zaten olay buradan başladı. Bu maçın bana geleceğini performansımdan dolayı bekliyordum. Tebligatı gördüğüm anda ilk dikkatimi çeken şey, Merkez Hakem Kurulu’na benim kendi verdiğim yardımcı hakem listesinden hiçbiri yoktu. Neden benim listemden hakemler görevli değildi onu bilmiyorum. Sonradan sordum ama bana farklı şeyler var diye söylediler. Farklı şeylerin de ne olduğunu bana kimse açıklayamadı. Maça çıktığım hakemlerle hiçbir sorunum yoktu ancak hakemlik bir ekip işi, kendi ekibimle çıkmayı tercih ederdim. Ülkeye döndüm. Kamuoyunda hiçbir tepki ile karşılaşmadım. Ben maça ekibimi toplayarak, Riva Tesisleri’nde kamp yaparak hazırlandım. Yani hiçbir otelde kalmadım, hiç kimseyle görüşmedim. Riva’da tamamen izole bir şekilde maça hazırlandım. Bu algılardan biriydi o yüzden özellikle söylemek istiyorum. Maça gittik. Hiçbir sıkıntı yok. Maç başladıktan sonra Sabri- Marin pozisyonu oldu maçta. Maç çok sakin ve durağan gidiyordu. Trabzonspor birkaç atak yapmıştı. Galatasaray daha hakim görünüyordu. Bu pozisyon olunca ben ilave yardımcı hakemime dedim ki bir oyuncu böyle düşmez. itme var mı, ben ayaklarına bakıyordum dedim. Kenardan bana hiçbir şey yok tertemiz pozisyon diye geri dönüş gelince devam ettim. Zaten auta çıktı pozisyon, ben yerimi almak için koştum. Yani bu pozisyonda hakemin bulunduğu yere bakmak lazım, yardım aldı mı almadı mı bakmak lazım. Hala özellikle söylüyorum benim kendi ekibim olsa, bir bakışımdan ne istediğimi anlarlar. O yüzden hakem ekibinin bozulmaması gerekir. Çok tartışılan pozisyonlardan biri olduğu için bunu söyledim. Bence de yüzde yüz penaltı. Ben o itmeyi görseydim penaltıyı verirdim. VAR olsaydı izleme tavsiyesi yapardı. Ben yine penaltıyı verirdim. Yani göremediğim için vermedim bunun altında hiçbir şey aramamak lazım.
  • Ardından Trabzonspor lehine bir penaltı çaldım. Halen daha doğru olduğunu düşünüyorum. ilk penaltıyı vermedi ikincisini uydurdu gibi bir algı yaratıldı. Ben hakem olarak hiçbir zmaan verdiğim kararın altında ezilmedim. Ben penaltıyı çaldım kimse itiraz etmedi. Olanı vermedi, olmayanı vermedi diye bir algı yaratıldı. Hakan Balta’nın bir el pozisyonu var. Hala onun penaltı olduğunu düşünen insanlar var. Bir oyuncu kayarak yaptığı bir müdahalede elini destek eli yapmak zorunda. Destek eline top gelirse oyun devam eder. Oyun kurallarında bunun açıklaması var. Maçtan sonra ben bunları açıklasam herkesi ikna olurdu ancak kimse istemedi, kimsenin işine gelmedi.
  • Maçtan sonra çocuğumun okuluna gelenler, eşimin iş yerine gidenler belki ilk defa duyuyorsunuz ama bunlar oldu. 6 yaşındaki çocuğum psikolojik tedavi gördü. 10 yaşında şimd ancak travmayı atlattı. Rehberlik odasına kitlendi. Gelenler her kimse, taraftar demeyeyim, Trabzonsporlu olduklarına da inanmıyorum, provakatör kişilerdir gelenler ama ben yönettim maçı, dertleri benimle kişiselse Deniz Ateş Bitnel’e gelin. Çocuğundan, eşinden, ailesinden ne istiyorsunuz ? Deniz Ateş Bitnel Türkiye’de tek kaldı. Ailemle birlikte 90 metrekare evin içerisinden 15 gün dışarı çıkamadım. Eşim sadece oğlumu götürüp getirdi. Kendisi işe gitti. Ben 15 gün içerisinde bir tek suç duyurusunda bulunmak için çıktım. O da gizli kapaklı gittik adliyeye döndük.
  • Kırmızı kart pozisyonunu izleyen herkes ilk izlediğinde penaltı bu dedi. Ekran başında izleyenler bunu diyorsa ben zaten saha içinde bunu gördüm. Tekrar izleme şansım yok. Yayıncı kuruluş bir defa verdi. Hızlı giden oyuncuya temas ederseniz oyuncu düşer zaten. Ben bu teması gördüm. Bu yayıncı kuruluştan bir defa verildi, özetlere hiç konulmadı. 90 dakikalık cd’ye daha sonra ulaşamadım. Bunlar çok acınası durumlar. Niye o görüntü bir daha yayınlanmadı onu da merak ediyorum. Sonra özetlerde temas yokmuş gibi algılanan bir görüntü. Hala da o var. Hala temas olmadığını düşünüyorlar. Ben hala kararımın gri olduğunu, yüzde yüz penaltı diyemezsiniz ama o temas var. Ben bu penaltıyı verdikten sonra Cavanda bana göğsüyle vurdu. Ben bunu masumane bir çarpışma olarak geçiştirebilirdim ancak o zaman eyyam yapardım. Dik durmamış olurdum ve hakemlik camiasının onurunu zedelerdim. Kırmızı kartı gösterdim. Kartı cebime sokmaya çalıştım. Kart içeri girmedi ceplerimiz cırt cırtlı bizim. Cırt cırt yapışmış. Keşke cebime sokabilseydim kartı. Bir darbe geldi elime. Kart yere düştü. Salih Dursun aldı kartı ve bana gösterdi. Ben Salih’in kartı kırıp atacağını düşündüm ama düşüncem şuydu kartı alırsam bu oyuncuyu oyundan atarım. Aldım ve oyuncuya gösterdim. Salih oyundan çıktı ve böyle bir görüntü çıktı ortaya. Kötü bir görüntü. Dünya futbolunda yankı gördü. Türk futbolu adına iyi bir görüntü değil. Dolayısıyla bir hakeme kırmızı kart gösteren oyuncu, en az 12 maç ceza almalıyken, Salih Dursun 3 maç ceza aldı.
  • Maçtan sonra Salih Dursun ile hiç görüşmedim. Hiç aramadı. Hakkımı kendisine helal etmiyorum çünkü benim 17 yıllık emeğim maçın içindeki bir hareket yüzünden gitti. O kırmızı kart pozisyonu olmasaydı benim hakemlik hayatım devam ediyordu. Bir basın toplantısında açıklaması oldu ama bunu da kabul etmiyorum.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here