Hakan Dilek: Spor yazarlığı ‘yazar kasalara’ dönüştü

Futboldan spora medyasına, futbolculuk yıllarından ürettiği sanat eserlerine… Derdimizfutbol.com, TRT Radyo’da Ümit Aktan’la spor programları yapan, spor yazarı, eski futbolcu ve aynı zamanda sanatçı olan Hakan Dilek ile yapılan röportajı yayınladı.


– Merhaba, sizi tanıyabilir miyiz?

Samsun 19 Mayıs Üniversitesi Eğitim Fakültesi Resim Eğitimi Bölümü Heykel Ana Sanat Dalı’ndan mezun oldum. Bugüne dek kişisel beş resim sergisi açtım, dört de karma resim sergisine katıldım. Adı geçen sergiler 1996-2012 yılları arasında gerçekleşti. 1975-91 yılları arasında farklı ikinci ve üçüncü lig takımlarında profesyonel futbol oynadım. 1996-2013 yılları arasında ulusal TV kanallarında ve ulusal gazetelerde editörlük ve yazarlık yaptım. Değişik yayın organlarında müzik, sinema, resim ve felsefe üzerine yazılarım yayınlandı.

– Yazdığınız futbol kitaplarıyla da tanınıyorsunuz. Kitaplarınız hakkında bilgi verebilir misiniz?

5 futbol kitabı yazdım… 2001 yılında eski futbolcularla yaptığım söyleşilerden oluşan ilk kitabım ‘’Mahallenin En Şık Abileri’’ çıktı. ‘’İşte Böyle Bir Şey’’ 2002’de, ‘’O Gol Kaçmazdı’’ üçüncü kitap olarak aynı yıl, dördüncüsü ‘’Maçı Kaybettik Ama Zemin Futbol Oynamaya Müsait Değildi’’ 2003 Ekim’inde vitrinlerdeydi. Bunları 2006 yılında Kazım Koyuncu’dan Attila İlhan’a, Sunay Akın’dan Gönül Yazar’a sanat dünyamızın ünlü isimleriyle yaptığım röportajlardan oluşan ‘’Top Yuvarlaktır’’ adlı kitap izledi.

– Başta değinmiştiniz ama biraz daha açalım istiyoruz. Kitap dışındaki diğer çalışmalarınızdan bahsedebilir misiniz?

2001-2003 Radikal Gazetesi Futbol Eki’nde ‘Siyah-Beyaz Yıllar’, 2003 yılında Sabah Gazetesi Pazar Eki’nde ‘Mahallenin En Şık Abileri’ adlı köşemde yazdım. 2003 Mayıs’ında NTV’de yayımlanan ve Beşiktaş Futbol Takımı’nın kuruluşundan günümüze tarihini anlatan ‘Kartalın Yüzyılı’ adlı belgeselin editörlüğünü yaptım. 2003 Ekim ayında Türkiye Spor Yazarları Genel Merkezi Sergi Salonu’nda gerçekleştirdiğim ‘Mahallenin En Şık Abileri’ adlı akrilik resim sergisinde Metin Oktay’dan Can Bartu’ya, Tanju Çolak’tan Aykut Kocaman’a 25 eski futbol yıldızını tuvallere aktardım. 2003-2004 yılları arasında Kanal D, NTV ve CNN’de futbol yorum programlarına katıldım. Dünyaca ünlü National Geographic Dergisi’nin Türkiye versiyonunda Beşiktaş’ı anlatan yazım ‘Köyiçi’nde Başladı Her Şey’ başlığıyla yayınlandı. Bu yazı yayımlanmaya başladığından bugüne dergide yer alan ilk futbol-mahalle yazısı oldu. 2008’de Sunay Akın’ın TV8’de, sonrasında SKY Türk’te yayımlanan, ‘Hayat Deyince’ adlı programının dış çekimlerini, metin yazarlığını, seslendirmesini yaptım. 2007-2013 yılları arasında Fotomaç Gazetesi’nde köşe yazarlığı yaptım. Aynı zamanda sahne performanslarım, gösterilerim devam ediyor; 10 yıldır ‘Bi De Ben Anlatiim’ adlı tek kişilik bir gösteri sahneliyorum… 251 kez sahnelenen gösterimin metnini/senaryosunu hazırlıyor ve gösterime sunuyorum. Rize, Trabzon, Ankara, İstanbul, Aydın ve İzmir’de ve yurtdışında değişik sahnelerde sunduğum gösterim halen devam ediyor.

– Sanatın çeşitli dallarında eserler ürettiniz. Bu uğraşınlarınızda futbol da kendine yer buluyor. Özellikle yazın dünyasında futbola dair bir külliyat oluşmasına katkınız büyük. Fakat futbol, genel olarak entelektüel camianın burun kıvırdığı bir alan. Bu algıyı değiştirmenin yolu nedir?

Kapıyı Can Kozanoğlu açtı. Daha önceki ufak tefek ‘kulüp taraftarı yazarların’ katkısız girişimlerini saymazsak… Sonra ben 5 kitapla eklendim bu halkaya. Entelektüel camianın burun kıvırmasına gelince; öyle demeyin ‘ben çamur iliklerime kadar işlemiş top peşinden koşarken!’ kenardan izleyen entel-dantel çocuklar da azımsanmayacak ‘işler’ yaptılar futbol kitapları yazarak. Futbol kitaplarının sayısı giderek artıyor. Ama bu bizim çabalarımızla ilerleyecek bi mevzu değil. Okuma alışkanlığının dünyada en zayıf olduğu ülkelerden biriyiz. Futbol yazınının talihsizliği biraz da burada… Kaldı ki biraz entelektüel olduğu bilinen, düşünülen kimseyi futbol yazın ve medya ortamına almazlar…

– Hâlihazırda TRT Radyo’da yayınlanan Spor Aktüel programında yer almaya devam ediyorsunuz. Radyo yayıncılığı hem dinleyici kitlesinin sadakati hem de kişisel tarihimizde tuttuğu yerle hepimiz açısından daha farklı bir noktada duruyor. Bugün genel olarak spor medyasındaki duruma dair düşünceleriniz nelerdir?

İki şey söyleyebilirim; radyo güzelmiş evet… Televizyon hakkıyla yapılırsa daha güzel ama… Görsel güç her zaman önde gelir. Spor medyası ‘skor medyası’na spor yazarlığı ‘yazar kasalara’ dönüştü. Çoğu televizyon programı ‘kabareye’ dönüşmedi mi?

– Haklısınız… Yeşil sahalarda farklı kulüplerin formasını terlettiniz. Bir kıyaslama yaparsanız, oynadığınız dönem ile bu döneme dair düşünceleriniz nelerdir?  Daha açık bir ifadeyle endüstriyel futbol, amatör ruha açtığı savaşı kazandı mı?

Bizde endüstriyelleşme olmaz. Metin Üstündağ’ın (Met Üst) dediği gibi; ‘’Bize röveşata yakışmaz!’’ Son Ronaldo röveşatasından sonra aynı şeyi düşünüyorum ben de… Gerçi kale direğine yakın bi yere kadar yükselerek benzerini Beşiktaşlı Suat Mamat yapmıştı ama o zaman cep telefonları ve video olmadığı için onu ziyan olmuşlar arasına yazdık… Sonra Tanju Çolak çıktı. Röveşatanın tillahını yaptı 90’larda ama o kadar işte. Benim profesyonel futbol oynadığım döneme gelince; ondan öncekileri aratmayacak sefaletteydi. Beypazarısporlu arkadaşlarımız bir sinema locasından bozma, kontraplaklarla bölünmüş odalarda kalıyorlardı. Yıl 1991… Malzeme ve sahalar daha kaliteli ama oyun kalitesi ‘’Endüstri’’nin ‘’E’’sini yakalayamadı henüz… İslam Çupi kazanılan paralarla o zamanın paraları arasında; ‘’İnsanı mukayese çılgını yapacak denli uçurum var!’’ demişti… Haklı çıktı… Ruh yok artık evet… Para olmasın mı peki? Olsun elbet ama herkese eşit dağıtılsın. Hatta alt yapıya daha çok dağıtılsın… Denk Bütçespor, Para Manyağıspor’u her maçta 3-0 yensin… Şimdi televizyon manyağı olmuş idareciler, para manyağı olmuş futbolcular, menajerlik ayağına takılan simsarlar, yazarlar değil ‘yazar kasalar!’ var…

– Futbolculuk yılları, ürettiğiniz eserler, medya sektöründeki çalışmalarınız… Hayatınız boyunca futbola ilişkin çokça anı biriktirdiğiniz kesin. Ama sizde yeri daha farklı olan, unutamadığınız bir anınız var mı?

Profesyonel futbolculuk yıllarım yoğunluklu olarak 1981-1991 yıllarını kapsar. Daha çok üniversitede heykel atölyesinde öğrenci olduğum yıllar. 1986’da İstanbul’da 3. Lig takımı Zeytinburnuspor’da forma giyerken desen sergisi açtığımı bilmez bu alem, ortam. 1997’de başladı medyadaki işlerim. Hürriyet, Sabah, Radikal, Milliyet, Vatan gazete ve dergilerinde yıllarca editörlük ve yazarlık yaptım. Çizgi romanlara konu olan idarecilerim de oldu, mevzunun hiç farkında olmayan da çok zeki/kaliteli futbolcu arkadaşlarım da… Tabi ki anılarım da. İki şey var; 1975… Samsunspor Genç Takımı seçmeleri; rahmetli Nuri Asan kenardan izliyor bizi. Top orta saha çizgisinin az önünde önümde sekiyor; ‘’Çaaakkk!’’ diye bağırdı Nuri Asan. Çaktım… Topuğu sökük kramponum ayağımdan çıktı ve topla birlikte üst direğe vurup direği yaladı diyelim ya da aut çizgisine düştü. İkinci ve hiç unutmayacağım anım da Samsunsporlu takım arkadaşlarımı 20 Ocak 1991’de yitirdiğim trafik kazası… Nuri Asan hocamızı da o kazada yitirdik.. Birinde çaktım ama işte… İkincisinde… Maçı kaybettik biz…

– Önümüzdeki döneme dair projeleriniz hakkında bilgi alabilir miyiz?

Şiir kitabım ‘’Söz Bitti’’ 3 ay önce çıktı. Yeni bir şiir kitabı ve öykü kitabı var sırada. Tek kişilik gösterim ‘’Bi De Ben Anlatiim’’ devam ediyor. Yurtdışı ve yurtiçi gösterilerim var, olacak. İzmir’de Türksat’tan yayın yapan ulusal kanallardan Günaydın TV’de ‘Hakan Dilek’le Mavilikler’ adlı programı yapıyorum halen… Tanınmış sanatçıları konuk aldığım bir talk-show diyelim…

– Teşekkürler. Eklemek istediğiniz bir şeyler var mı?

‘Derdimiz Futbol’ nefis olmuş. Aklınıza, çabalarınıza sağlık. Ben de yazılarım ve röportajlarımla katkıda bulunmak ve takımdan ayrı düz koşulara başlamak isterim. Çok sevgiler, kolaylıklar dilerim…

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here