Işıtan Gün: Terim bize küfür etti

Galatasaray Yönetim Kurulu Üyesi Işıtan Gün sessizliğini bozdu. Sarı kırmızılı yönetimin ibra edilmemesi sonrası başlayan yeni seçim sürecinin ardından bir açıklama yayınladı. Gün, Galatasaray eski teknik direktörü Fatih Terim’in yöneticilere küfür ettiğini iddia ettiği açıklamada ”teknik direktörümüzün bu konu gündeme geldiğinde sinirlendiğini, hatta dün de konuyla ilgili olarak “s…..m limitini” (kendi ifadeleridir) dediğini söyledi” ifadelerine yer verdi.

Galatasaray Yönetim Kurulu Üyesi Işıtan Gün sessizliğini bozdu.

Geçtiğimiz hafta Burak Elmas yönetiminin ibra edilmemesi sonrası başlayan yeni seçim sürecinin ardından Gün, kendi internet sitesi aracılığıyla bir açıklama Burak Elmas’a sunduğu “Gizli ve kişiye özel” başlıklı raporu da içeren bir açıklama yayımladı.

Gün, açıklamalarında Transfer listelerinde TFF Harcama Limitleri, FFP kuralları ve Bankalar Birliği Anlaşmasındaki taahhütlerinin göz ardı edildiğini belirtirken, bu konunun o dönemki teknik direktör Fatih Terim’e aktarıldığında Terim’in sinirlendiği ve “s.kerim limitini” dediğini öne sürdü.

İşte Işıtan Gün’ün kamuoyunu sarsacak açıklaması:

“Artık aramızda olmayan çok sevdiğim bir büyüğüm şöyle derdi: “Hem dürüst olup hem de korkacağım öyle mi? O zaman neden yaşıyorum?”

26 Mart Cumartesi günü gerçekleşen ve bana göre Galatasaray tarihinde unutulmayacak yaralar açmış olan Olağan Genel Kurul toplantısının üzerine, bu açıklamayı kaleme almak, gerek Galatasaray camiasının, gerekse kamuoyunun bilmediği, ya da bir bölümünün işlerine öyle geldiği için görmezden geldiği bazı gerçekleri tüm yalınlığıyla paylaşmak istedim.

GİZLİ VE KİŞİYE ÖZEL

19 Haziran 2021 günü Sn. Burak Elmas Galatasaray Spor Kulübü Başkanı olarak seçildi. Üç gün sonra, mazbatalarımızın alınmasını takiben, Başkanımızın talimatıyla Florya’ya giderek son derece yapıcı ve verimli olduğunu düşündüğüm bir toplantı gerçekleştirdim. Bu toplantı öncesinde, Başkanımızın bana ilettiği, Florya tarafından hazırlanan Transfer Listesi’ni de ayrıntılı bir şekilde çalışmıştım.

Toplantı sonrasında, 24 Haziran tarihinde “Transfer Süreçleri Hakkında” başlıklı bir rapor düzenleyerek, “Gizli ve Kişiye Özel” başlığıyla Başkanımıza takdim ettim.

Bu raporu, Başkanımızın onay ve izniyle, içinde geçen bazı şahıs ve kurum isimleri çıkartılmış halde aşağıya alıntılıyorum:

Sayın Başkan,

Bildiğiniz gibi 22 Haziran tarihinde Sn. Fatih Terim ile Florya’da bir toplantı gerçekleştirdik. Bu toplantıda hocamızın ifadeleri, kulübümüzdeki karar süreçleri, daha öncesinde benimle paylaştığınız 2 transfer listesi dökümanı ve futbol dünyasından duyduğum, gözlemlediğim olaylar ışığında, Galatasaray’ın transfer süreçleri hakkındaki bu kısa raporu size takdim etmek istiyorum.

Gelen ve giden transferlerde tam bir yetki ve iletişim karmaşası yaşanmaktadır. Kimin hangi süreci, hangi yetki ve belirlenen hangi çerçevede götürdüğü hiçbir yazılı veya yazılı olmayan prosedüre bağlı değildir. Kararlar tamamen kişilerin o anki şahsi inisiyatiflerine göre alınmakta, herhangi bir sistematik raporlama metodu izlenmemektedir.

Muhatap olduğumuz kulüplerle/temsilcilerle/futbolcularla olan iletişimde Galatasaray’a yakışmayan büyük bir sorumsuzluk söz konusudur. Nitekim Sn. Fatih Terim de bu konuyu dile getirmiş, kimi zaman üçüncü taraflardan Kulübümüze gelen telefonlara veya yazılı muhaberata hiçbir dönüş yapılmadığına ilişkin şikayetlerini ifade etmiştir.

S…..RİM LİMİTİNİ

Yapılan transfer listelerinde, TFF Harcama Limitleri, FFP kuralları ve Bankalar Birliği Anlaşmasındaki taahhütlerimiz tamamen göz ardı edilmiş durumdadır. Uymakla mükellef olduğumuz yükümlülükler yokmuşçasına planlama yapılmaktadır. Dün yaptığımız görüşmede __________ bu konuyu hocamıza zaman zaman aktarmaya çalıştığını ancak teknik direktörümüzün bu konu gündeme geldiğinde sinirlendiğini, hatta dün de konuyla ilgili olarak “s.kerim limitini” (kendi ifadeleridir) dediğini söyledi.

TRANSFER İŞLERİ BİR ÇETE KONTROLÜNDE

Sonuç olarak, özetlemeye ve örneklendirmeye çalıştığım emareler, futbol şubemizde çok acilen ciddi tedbirler alınması gerektiğini göstermektedir. Söylemeye dilim varmıyor ancak ne yazık ki Galatasaray’ın transfer işlemleri adeta bir çete tarafından kontrol altına alınmış görünmektedir. Bu nedenle, alınacak tedbirlere ek olarak son yıllarda yapılan tüm işlemlerin bağımsız ve suiistimal olasılıklarını da muhakkak içerecek şekilde özel kapsamlı bir denetime tabi tutulması gerektiğini işaret etmektedir.

Saygılarımla,

Ö. Işıtan Gün

Yönetim Kurulu Üyesi

Galatasaray Spor Kulübü Derneği”

“Başkan ve üyelerle paylaşıldı”

Değerli Galatasaraylılar,

Bu rapordan sonra futbol şubemizde yaşanan gelişmeler tüm kamuoyunun malumudur. Nitekim, Başkanımızın iradesi, çok sevgili Asaf Savaş Akat hocamız başta olmak üzere Denetim Kurulumuzun özverili çabaları ve nihayet uluslararası bir bağımsız denetleme kuruluşunun incelemeleri sonucunda, Kulübümüzün son 5 yılındaki transfer faaliyetlerine yönelik bir denetleme raporu hazırlanarak, başlıca bulguları, önümüzdeki yönetimlerin de devam etmesini umduğum bir uygulama olan Üye Bilgilendirme toplantılarının sonuncusunda bizzat Başkanımız tarafından üyelerimizle paylaşılmıştır.

GALATASARAY, BURAK ELMAS’A TEŞEKKÜR BORÇLU

Kendimi bildim bileli camiamızın resmi ve gayri resmi her ortamında, menajerlik giderleriyle ilgili pek çok konuşma yapıldığına hepimiz şahit olmuşuzdur. Şahsi görüşüm, Kulübümüzün tarihinde bir ilke imza atarak, bu çok speküle edilen bu konunun üzerine büyük bir yüreklilikle giden Başkanımız Burak Elmas’a camiamızın içten bir teşekkür borçlu olduğudur.

Çünkü umuyorum ve inanıyorum ki, Genel Kurul’da Galatasaray siyasetinde rol almaktan başka gayesi olmayan bazı kişilerin ve organize grupların bu cesur adımı külliyen yok saymalarına ve Başkanımızın tabiriyle “cambaza bak” yapmayı tercih etmelerine rağmen, bir milat teşkil eden bu adım, Galatasaray’ımızın kıt kaynaklarının önümüzdeki dönemde bu şekilde israf edilmesinin önünde ilelebet bir engel oluşturacaktır.

Uzun sayılabilecek bir dönemdir kulübümüzün yönetim kurullarıyla mesai vermiş ya da en azından ucundan kıyısından da olsa dokunmuş bir Galatasaraylı olarak gönül rahatlığıyla şunu söyleyebilirim ki, yönetim kurulundaki arkadaşlarımız ve diğer ekip arkadaşlarımızın her biri Galatasaray’ın yakın tarihindeki en samimi, özverili ve yetkin kişiler arasındadır. Böyle bir ekipte görev almış olmaktan her zaman kıvanç duyacağımın bilinmesini isterim. Beni tanıyan ve meselelerin özünü bilen yol arkadaşlarım olarak özellikle şahsımla ilgili konularda gösterdikleri, mert ve tavizsiz duruşları için kendilerine ömür boyu minnettar kalacağım.

Başkanımız, hayatımda tanıdığım ve birlikte çalıştığım en nazik ve içten kişilerden biri olarak, son ana kadar seçim dönemi boyunca defalarca vurguladığı Galatasaray siyaseti tacirlerine ve “biz senin iyiliğini düşünüyoruz” palavralarıyla seçim şantajı yapanlara karşı net ve asil duruşuyla çok özel bir yerdedir, kardeşliğimiz nefes aldığım sürece bakidir.

MEDYA ŞOVMENLERİ, AHLAK BEKÇİLERİ

“Kadın istemezse erkek tecavüz edemez” diyen medya şovmenlerinin, seçim sürecinde “kadınlar da insandır” diyen bir başkan adayının, ekibimizdeki kadın arkadaşlarımıza “sizin yeriniz kocalarınızın yanı, kulüp işlerine nasıl zaman bulacaksınız” diye sorabilen tıp doktoru bir üyenin, yönetim kurulumuzun devir teslim töreninde bir kadın çalışanımızın imza edilecek dosyaları karıştırması üzerine 20 kişinin önünde “kadından müdür yaparsan işte böyle olur” diyen bir eski yöneticinin (ki bu sözler üzerine ben Yönetim Kurulu odasını terk ettim), Galatasaray Spor Kulübü başkanı için “kasedi var herhalde” diye yazabilen bir gazetecinin paylaşımını beğenenlerin ahlak bekçiliğine soyunduğu bu samimiyetten uzak ortamda, kendimi savunmak zorunda kalmış olmaktan büyük üzüntü duyuyorum.

10-13 yıl önce, henüz WhatsApp’ın bile bulunmadığı, kullanıcı adımın farklı olduğu ve sosyal medya hesabımın kilitli olduğu bir dönemde, karşılıklı takipleştiğimiz 4-5 arkadaşımızla espri mahiyetinde yaptığım paylaşımları, elbette ki mazur göstermeye çalışmıyorum. Hayatının hiçbir aşamasında hiçbir kadına saygısızlık yapmamış biri olarak, yönetim kuruluna aday olmamla birlikte eski paylaşımları kontrol etme gereği dahi duymamış olmam, muhakkak ki bir ihmaldir. Bu konuda Galatasaray camiasından dilediğim özrü yineliyorum. Bununla beraber, her geçen gün zorla muhafazakarlaştırılan toplumumuzda bu eksende ilerlenmesi halinde, 1990’lı yıllarda Ferhan Abi vasıtasıyla tanıdığım Boris Vian kitaplarının, Charles Bukowski’nin hikayelerinin yakılacağı günlerin de yakın olduğuna dair endişemi de ifade etmek istiyorum.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here