Ismael, Beşiktaş’ı ve Türkiye günlerini Alman basınına anlattı

Beşiktaş’ın Fransız teknik direktörü Valerien Ismael, Alman Bild gazetesine samimi bir röportaj verdi ve Siyah-beyazlı takımdaki ilk dönemi ve Türk futboluna ilişkin tecrübelerini anlattı.
Bild’in Valerien Ismael ile yaptığı röportaj şu şekilde:
West Bromwich’ten ayrıldıktan sonra başka İngiliz kulüpleriyle de isminiz geçti ama sonuçta Beşiktaş’a geldiniz. Süreç nasıl gelişti?
Türkiye listemde yoktu(Gülüyor). Aslında İngiltere’de kalmayı çok isterdim. West Brom’dan ayrılmamın açıklanmasından 1 saat sonra bir Championship ekibinden teklif aldım. Daha sonra Türkiye’den telefon gelince ‘Tamam, bu herhangi bir kulüp değil. Beşiktaş uluslararası alanda bilinirliği olan üst düzey bir kulüp. Bununla başa çıkmalıyım.’ dedim. Anlaşmamız da kısa sürdü.

Beşiktaş büyük bir macera. Olağanüstü bir kulüp. Burada geçirdiğim birkaç ayda bunu tekrar anladım. Münih’te her zaman gittiğim berberimde bile bunu hissettim. Kendisi Türk bir kadın ve futbolla hiç ilgisi yok. Yıllardır saçlarımı kestirirken sadece ailemiz ve çocuklarımız hakkında konuşurduk. Erkek kardeşi ve kayınbiraderi koyu bir Beşiktaş taraftarı. Beşiktaş teknik direktörü olduğumdan beri o da beni destekliyor. Beşiktaş sevgisi ve tutkusu sınırları aşıyor.
İstanbul’da tüylerinizi diken diken eden bir an oldu mu?
1-1 biten Fenerbahçe derbisi. O çılgın maçı anlatamam, yaşamalısınız. 28 yıldır futbolun içindeyim, çok büyük maçlar gördüm ama bu derbi çok özeldi. Rekabet, adrenalin, hararetli atmosfer gerçekten inanılmazdı.
“İŞARET DİLİ KULLANMAK ZORUNDA KALDIM”
Beşiktaş taraftarı çok tutkulu, stadyum atmosferi çok ateşlidir. Bu atmosferde nasıl çalışabiliyorsunuz?
Özellikle ıslık çaldıklarında aşırı bir gürültü oluyor. Onların bu gürültüsü bizim için büyük avantaj. Rakibe ve hakeme baskı kuruyorlar. Maç kısa bir süreliğine durduğunda çocukları kenara çekip direktif vermeye çalışıyorum ama aşırı gürültü olduğum için genelde işaret dili kullanıyorum. İstanbul’daki ilk maçımızdan sonra böyle bir sistem geliştirdim. Stadyumda taraftara açık bir antrenman yaptık ve trbünde 12 bin kişi vardı. O kadar gürültü oldu ki oyuncularıma talimat veremez hale geldim ve o anda bir çözüm bulmam gerektiğini düşünüp işaret dili ile çalışmamız gerektiğini anladım.

Yeni sezon için hedefleriniz neler?
Beşiktaş, 20 milyondan fazla taraftarı olan, büyük ve duygusal bir kulüp. Bir önceki sezon takım şampiyon oldu ve Türkiye Kupası’nı kazandı. Beşiktaş için net hedef şampiyonluktur.
“BEŞİKTAŞ, BAYERN MUNIH GİBİ”
Burada organizasyon olarak her şey üst seviyede. Seyahatler, kamplar, oteller… Her şey 5 yıldız konforunda. Her çalışan, yaptığı işten gurur duyuyor. Bunu Bayern Münih’te de hissetmiştim. Her oyuncu sahada en iyi olmak için çabalıyor. Nerede oynarsak oynayalım, herkes bize karşı motive oluyor. Almanya’da Bayern’e karşı da diğer takımlar böyledir. Mesela geçen sezon 33. haftada Giresun deplasmanına gittik. Rakip ligde kalmayı garantilemişti ve bir önceki maçta tribünde yalnızca birkaç taraftar vardı. Bizim maçta ise tribün doluydu, rakip futbolcular sahanın her alanında ekstra motivasyonla oynadılar. Ayaklarına kramplar girene kadar mücadeleye devam ettiler. Çılgınca bir deneyimdi. Beşiktaş’ta da aynı Bayern’de olduğu gibi rakibinizin maça %110’unu verdiğini unutmamanız gerek.

Beşiktaş’ın transfer rekortmeni Cenk Tosun geri döndü, Weghorst’u da aldınız. Yeni sezonda tecrübeli forvetlerinizden beklentiniz neler?
Cenk Tosun, Almanca ve İngilizce konuşabilen üst düzey bir yerli forvet. Büyük liglerde oynadı ve uluslararası deneyim kazandı. Kulüp için de önemli bir figür. Şu anda iyi durumda, atletif formu ve rakip ceza alanındaki acımasızlığı bizim için değerli olacak. Weghorst da zor anlarda fark yaratabilecek bir oyuncu. Son zamanlarda böyle futbolcuları özlüyoruz.
Saha kenarında fevri bir duruşunuz var. Örnek aldığınız teknik direktörler var mı?
Rol model olarak değil ama Diego Simeone ve Antonio Conte’yi seviyorum. Her zaman pres yapmak benim felsefemde var. Kenarda sakince ne olacağını bekleyemem. Oyuncuları ateşleyen biri olmalıyım. Özellikle yorulduklarında, sıkıntı yaşadıklarında veya şüpheye düştüklerinde bunu yapmalıyım.

Önceki İçerikBurak Yılmaz’dan Dört Büyüklere çiçek dalı: Hepsinin bende yeri ayrı
Sonraki İçerikÇaykur Rizespor’da erkek takımı küme düştü, fatura kadın futbol takımına çıktı!

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz