Bülent Tuncay, Türk futbolunun efsanesi Metin Oktay‘ı yazdı. SporLig dergisinin Portreler köşesinde çıkan yazı şöyle:

Türk spor basınında en çok haberi çıkan isimdir Metin Oktay. Galatasaray’a geldiği 1955’ten bu yana hep ilgi odağı oldu, her adımı manşetlere taşındı. 1991’deki bedeni ayrılığı bile onu manşetlerden indirmedi. O hala en çok haberi yapılan isimlerden biri, hala birçok aktif futbolcudan fazla adı geçiyor gazete sayfalarında, televizyon programlarında, taraftarların sloganlarında.
Ölümsüz olması boşuna değil. İlk Beşiktaş derbisinde, 5-4 kazanılan maçta attığı 2 golle başladığı görkemli futbol kariyerinde çıtayı hep daha yükseğe koydu. Bir maçta 5 gol atan, Fenerbahçe derbisinde ağları yırtan, yine bir Fenerbahçe derbisinde rakip filelere 4 gol bırakan Metin Oktay’ın 38 gollük gol krallığı unvanı uzun yıllar geçilemedi, o geçilme de ancak ‘takviye’ ile olabildi. Altı kez gol kralı olan, Avrupa kupalarında ilk golü atan, Avrupa kupalarında ilk üçleme yapan futbolcu olan Metin Oktay saha performansı ile ‘ölümsüzlüğü’ hak ediyordu şüphesiz. Ama onu asıl ölümsüz yapan saha dışındaki Metin Oktay’dı, hayat duruşuydu.
Herkesin yardımına koşan, elinde avucunda ne varsa hesapsızca harcayan, tam bir gönül adamı olan Metin Oktay, doğru bildiğini yapmaktan bedeli ne olursa olsun vazgeçmezdi. O bir hesap adamı değildi! Bu yüzden Galatasaray’da kadrodışı kalacağını bile bile, ‘berbere’ diye çıktığı kamptan ilk uçakla İzmir’e, küs olduğu nişanlısının kalbini kazanmaya giden de oydu… Adaletsiz bulduğu için Deniz Gezmiş, Hüseyin İnan, Yusuf Aslan’ın idamlarına karşı başlatılan imza kampanyasına çekinmeden katılan da… O bir his insanıydı.

FENERBAHÇELİ YÖNETİCİNİN TEK TALEBİYDİ
Bugün Galatasaray- Fenerbahçe derbisi dendiğinde ilk akla gelen şiddet, hiddet onların döneminde hayal bile edilemezdi. Ayıptı. Jübilesi için Fenerbahçe’ye teklif götürdüğünde yönetici Eşref Aydın’ın “Tek bir şartım var. Fenerbahçe kulübü ve taraftarı her zaman sana hayrandı. 10 dakikalığına da olsa Fenerbahçe formasını giyer misin?” isteğine “Şeref duyarım” cevabını verecek kadar centilmendi.
Her naif insan gibi, karıncayı bile incitmeyen bu ince adamı da incittiler. Pek bilinmez ama Metin Oktay cezaevinde de yattı.

14 Eylül 1960 tarihli Milliyet gazetesi Metin Oktay’ın polis tarafından arandığını manşetine taşımıştı. O devirlerde askere giden futbolcular kendilerine verilen özel izinlerle maçlara çıkabiliyordu. Ancak Metin Oktay’ın bazı maçlarda aldığı izinlerin karnesine işlenmediği anlaşılmıştı.
Gazetenin haberi sonrası ‘tezkere almış’ Metin Oktay askerliğini 8 gün eksik yaptı diye tutuklandı. Toptaşı ve Paşakapısı Cezaevi’nde 45 gün yattı. Çıkınca eksik bu kez de o eksik 8 gün için silah altına alındı. 27 Mayıs darbecilerinin topluma gözdağı vermek için Metin Oktay’ı cezaevine koyduğu iddiası ise hiç gündemden düşmedi. Oktay şöhretin bedelini ödemişti. Kimbilir, 10 Temmuz 1961’de Palermo’ya sürpriz transferi de belki bir kaçıştı onun için…
Çok az ölümlünün kazandığı bu ölümsüzlük boşuna değil. Futbolu, Galatasaray’ı çok sevdi. Bedelini ödetseler de vazgeçmedi sevgisinden. Sevdi, çok sevdi ve sevdiğini yüseltti. Onun için ölümünden çeyrek asır sonra tribünlerde hala adı yankılanıyor:
“Taçsız Kral Metin Oktay
Tek aşkıydı Galatasaray
Senin gibi Cimbomluyu
Unutur mu bu taraftar”

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here