Sporda yaşanan süreç nereye gidiyor? Bülent Tuncay, spordaki bilinmezleri Karar için kaleme aldı:

Spor bu sarmaldan nasıl çıkar?

Dünya görünmez bir düşmana esir olmuş durumda. İnsanlar aciz, devletler çaresiz… Ekonomik yapıların çarkları dönmüyor. Duran sektörlerden biri de endüstriyel spor.
Dev şirketler, iş adamları tarafından finanse edilen endüstriyel sporda ilk yol haritasını çıkaran Uluslararası Olimpiyat Komitesi (IOC) oldu. IOC ve Japonya, aslında Tokyo 2020’yi ertelememek için direnmişti ama Kanada ve Avustralya’nın ‘gelmiyoruz’ tehdidinin boykota dönüşmesinden korkup 2021 kararını aldılar. IOC ardından takvimi de belirledi: 23 Temmuz 2021- 8 Ağustos 2021. Bir yıllık erteleme Japonya’da 12.6 milyar dolarlık zarara mal oldu. Her şerde bir hayır vardır derler; Tokyo’nun finaldeki rakibi İstanbul’du ve Buenos Aires’teki oynamada kazanan biz olsaydık bugün kaybeden biz olacaktık.Futbol ve basketbolda ise yol haritasını çıkarmak çok daha zor çünkü Japonya gibi ortaya çıkacak devasa zararı karşılayacak bir devlet yok ortada. Organizasyonlar bu nedenle çözüm bulmak için kıvranıp duruyor.

Basketbolda ABD’li oyuncuların çoğu ülkelerine dönmüş durumda.  TBF, hem Türkiye’deki durumu, hem de Euroleague ve FIBA’yı gözlüyor. Uluslararası maçlar bu sezon oynanmayabilir. Türkiye’de liglerin tamamlanması ise zor. 16 kulüp bir araya gelip “Ligleri bu haliyle tescil edelim, Anadolu Efes’i de şampiyon ilan edelim. Düşme ve 2.Lig’den çıkmanın hukuki boyutunu federasyon inceleyip karar versin” şeklinde görüş belirtti. Her ne kadar Anadolu Efes koçu Ergin Ataman “Bu durumdayken liglerin tescil edilmesi sportif ruha aykırı” dese de iş o yöne doğru gidiyor. Olur da Spor Bakanlığı “Ligi tamamlayın” derse de o lig yerli ve milli olacak, bu kesin.

Futbol ise içinden çıkılması en zor branş. TFF Başkanı Nihat Özdemir, kalben bağlı olduğu Cumhurbaşkanlığı ile fiilen bağlı olduğu UEFA arasında kalmış durumda. UEFA ve FIFA, futbol federasyonlarını uzun yıllar önce hükumetler üstü bir statüye oturttu. Bu şu demek; ana konularda kararı ülke yönetimleri değil UEFA ve FIFA verir. Nihat Özdemir’in sessizliğini de bundan. Özdemir’in UEFA’dan gelecek yol haritasını beklemesini acizlik sanan bazı cahil başkanlar ise sürekli görüş belirtip duruyor. İş o raddeye vardı ki, Özdemir “Herkes konuşuyor ama karar mercii biziz” diyerek ‘Boş konuşmayın’ demek zorunda kaldı. Ve süreçte son aşamaya gelindi. Yarın UEFA’ya üye 55 ülkenin federasyon başkanları telekonferansla yol haritasını çizecekler. Şu anda masada üç seçenek var. UEFA Başkanı Ceferin, İtalyan basınına verdiği röportajda A, B ve C planlarından bahsetti. A planı ligleri (Ve UEFA organizasyonlarını) mayıs ortasında başlatmak. Eğer A planını devreye sokmak mümkün olmazsa ikinci seçenek ligleri haziran başında başlatmak. Korona virüsü salgını hala kontrol altına alınmamış olursa C planı ligleri haziranın ikinci yarısı başlatmak. Ceferin o röportajında A, B ve C planları devreye sokulamazsa ne olacağını anlatıyor: Bu sezonun kalan maçları yeni sezon öncesinde haftada iki maç üzerinden oynanıp tamamlanır, 2020-21 sezonu da ara vermeden Ekim ayında başlar… Yani Ceferin çok net bir şekilde diyor ki: Ligler öyle ya da böyle ta-mam-la-na-cak!

Bugün, yani 1 Nisan’da yapılacak UEFA toplantısı net kararların alınacağı bir görüşme zinciri olacak. 55 ülke federasyonu bu seçeneklerden biri üzerinde uzlaşacak. Asıl sorun ise bir takvim oluşturmaktan daha çok, kulüplerin içine düştüğü mali çıkmaz ve 31 Mayıs’ta sona erecek olan futbolcu sözleşmeleri. Hukukun temel kavramlarından olan mücbir sebeple futbolcuların sözleşmelerinin uzatılması seçeneği söz konusu olacaktır ama bu yetmez. Barcelona, futbolcu maaşlarında yüzde 70 gibi yüksek bir kesintiye gitti. Messi, “Kulüp bizden yüzde 70 kesecek ki çalışanların maaşlarını yüzde 100 verebilsin” diye bir paylaşım yaptı. L’Equipe, Messi’yi bu paylaşımı nedeniyle Arjantinli devrimci Che Guereva’ya benzeten bir kapakla çıktı dün. Oysa Messi’nin ikinci paylaşımı kulübün bu politikasını eleştiriyordu, ünlü yıldız kinaye yapmıştı.Messi kinaye yaparken Schalke 04 takımı oyuncuları 30 Haziran’a kadar maaş almadan oynayacaklarını açıkladı. Sion gibi kulüpler kesintileri emrivaki yapmaya, direnen futbolcularla sözleşmeleri feshetmeye başladı. Avrupa futbolunun kafası karışık ve nasıl bir çözüm yolu bulunacağı bilinemiyor. Türkiye’de ise ne kulüpler cephesinden, ne de futbolculardan uzayacak olan sezonun hak edişleri ile ilgili bir açıklama yok. Oysa durum kabak gibi ortada. Kulüpler kü-çü-le-cek. Zaten hükumetin bağladığı suni teneffüs cihazı (Bankalarla yapılan borç yapılandırma anlaşmaları) ile nefes alıp verebilen Türk kulüpleri için başka çözüm yolu yok. Sadece dört büyük takımın dört aylık süreçte ödemesi gereken toplam maaş tutarı 482 milyon TL’yi geçti. Gelir sıfırlandı, gidenler borca yazılıyor. Tam bir çıkmaz yani.

İşte bu nedenle bugün yapılacak UEFA toplantısı önemli. UEFA bir önceki telekonferans sonrası sadece kulüplerle değil futbolcu sendikaları ile görüştü. Bugün, kulüpler ile futbolcular arasındaki doğacak olası hukuksal ihtilafları çözecek bir kararlar zinciri alınmasını bekliyoruz. Ez azından sis aralanacaktır. Sonuçta kulüplerin futbolculara ihtiyacı olduğu kadar futbolcuların da bir işverene ihtiyaçları var.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here