SporLig dergisi, Türk futbolunun sembol ismi Mustafa Denizli’ye 3 sayfa yer ayırdı. Bülent Tuncay’ın hazırladığı Portreler köşesinde Denizli’nin futbol hayatı anlatıldı:

 

Mustafa Denizli yazılması en zor spor adamlarından biri. Tek bir özelliği ile onu anlatırsanız yazı eksik kalır çünkü. Bir cümlenin, bir yazının adamı değildir o.
10 Kasım 1949 Çeşme, İzmir doğumlu olan Denizli’nin hayatı da doğup büyüdüğü Ege’nin denizi gibi. Bazen dingin, bazen fırtınalı ama her zaman net, berrak, ufku açık.
Kariyerinin başlangıcı en dingin dِönemi aslında. 18 yıl aynı kulüpte futbol oynayacak kadar istikrarlı. 1962’de altyapısına girdiği Altay’da 16 yaşında A takımda forma giymeye başlıyor, 18 ya؛ında da ilk profesyonel sِözleşmesine imza atıyor. Müthiş sol ayağı, herkesden ِönde giden futbol aklı ile İstanbul’un büyükleri doğal olarak peşine düşüyor Mustafa’nın. Ama onu İzmir’den koparmak ne mümkün.
Cahit Külebi’nin şiirinde anlattığı “Denizi kız, kızı deniz, sokakları hem kız hem deniz kokan” kentten ayrılmak, hele de bir İzmirli kıza gِönül verince bu şehirden kopmak imkansız hale geliyor. 2000-01 sezonundaki hazin vedaya kadar Birinci Lig’de Üç Büyükler dışında aralıksız yer alan tek ekip unvanını taşıyan, Türk futbolunun en ِnemli kulüplerinden biri olan Altay’da, futbolculuğu ve kaptanlığı ile büyüdükçe büyüyor. Adaşı Mustafa Turgut’un gelmesinden sonra da resmen “Büyük Mustafa” oluyor, çünkü o yıllarda soyadları kullanılmıyor. Ve o “Büyük”lük baki kalıyor.
1967-1983 yılları arasında forma giydiği Altay’da 1967 ve 1980 senelerinde olmak üzere iki Türkiye Kupası kazanan Denizli, bu süre zarfında forma ؛ansı bulduğu 386 maçta tam 121 kez rakip ağları havalandırmayı başarıyor.


O yıllar için ileri bir ya؛ olan 34’ünde düşürüyor yolunu İstanbul’a. Artık hayatını yeniden planlamasının zamanı geliyor çünkü. 1983 senesinde Galatasaray’a gelişi bir geçiş aslında, teknik adamlığa geçi؛in ilk adımı. Bir sezon formasını giydiği Galatasaray’da sakatlığı nedeniyle sadece 1ş maçta gِrev alıyor ve 3 gole imza atıyor.
Futbolculuk kariyerini noktaladıktan sonra da 1984 senesinde teknik direktِörlüğe başlıyor Denizli. Ustası Jupp Derwall ِöğrenmeye aç bu genci maç ِöncesi taktik toplantılarında yüreklendiriyor. Gِözü kadar Mustafa yılların kurdu Derwall ile taktik üzerine tartışmalara girecek kadar hızlı geçiştiriyor hocalığını.
1987-88 sezonunda da Derwall tek seçici olurken Florya’nın kontrolünü Mustafa Denizli’ye bırakıyor. İ؛te o 2 yıl sadece Mustafa Denizli’nin değil, Galatasaray’ın değil, tüm Türk futbolunun kaderi değişti. “Bu yolda galip sayılır mağlup” cümlesine hapsolmuş kaderci ve teslimiyetçi anlayış, henüz 30’larındaki bu hırslı ve korkusuz teknik adamla zincirlerini kırdı. Şampiyon Kulüpler Kupası’nda 3-0’ın rِövanşında Neuchatel’i 5-0 yenmek, dِönmez denen maçı dِöndürmek yetmiyor, finalin kapısına kadar gidiliyor.
Sonrası… Sonrasında bendini yıkan, fikri ِözgürlüğüne kavuşan Türk futbolu geliştikçe gelişti ve Avrupa kupası kaldırır hale geldi. Tüm bu başarıda ilk atımı yapan Denizli idi. Türk futbolunda miladın adıydı o.


Mustafa Denizli içinse fırtınalı, dalgalı dِönemler başlamıştı. Altay’da geçen korunaklı limandan sonra Galatasaray’da açık deniz kaptanlığını ِöğrenen Mustafa Denizli’nin sonraki gِözükaralığını görenler şaşkınlık içinde kalıyordu. Küçük denizin büyük kaptanlığından sonra çıktığı açık denize sevdalanan Denizli, büyük denizden hiç korkmadı, hesapsızca kırdı dümenini yeni maceralara.
1989’da Alemannia Aachen’a gitti. Lige hızlı girişi ile tüm Alman basınının dikkatini çekti ama sonrasında ona yِönelik ırkçı tutumlar sezon sonunu gِörmesine engel oldu. Bِöylece o kadar emek verdiği takımının küme düştüğünü gِörmedi.
1990-92’de tekrar Galatasaray’daydı. Şampiyonluk yaşamadı ama Avrupa’da 2. numaralı kupada çeyrek final oynadı. .1994-96 sezonunda Kocaelispor’a gitmesi herkesi şaşırtmıştı çünkü belli bir eşiği geçen hocaların sınırlı kadroları ve bütçeleri olan kulüplere gitmesi alışılagelen bir durum değildi.
19906-2000 arası Milli Takım’daydı ve Euro 2000’deki çeyrek final Türkiye’nin o dِöneme kadar kazandığı en büyük uluslararası başarı olarak tarihe geçti. Yine yolu açmıştı.
Milenyumla beraber Mustafa Denizli’nin de kariyeri büyük bir dِönüşüme uğradı. Usta kaptan yine açık denizlere açılmıştı. Hem de bu kez dümenine geçtiği; Galatasaray’ın ezeli rakibi Fenerbahçe’ydi. Üç yıllık başkanlığı Galatasaray’ın altın çağına denk gelen Aziz Yıldırım, ezeli rakibini durdurmak için Galatasaray’ın atılım çağını başlatan ismi transfer etmişti.
Fenerbahçe, üst üste 4 kez lig şampiyonu olan, üzerine 2 de Avrupa kupası kazanan Galatasaray’ın başında, bu kez Fatih Terim yoktu ama Doğu Avrupa futbolunun en büyük teknik direktِörü Mircea Lucescu bulunuyordu. Kıran kırana geçen sezonun bitiminde kupa Mustafa Denizli’nin ellerinde yükseliyordu. Denizli, Fenerbahçe’yi şampiyon yapan ilk Türk çalıştırıcı olarak tarihe geçmişti. Ancak ikinci senesi sıkıntılı geçmişti. Fenerbahçe başkanı Aziz Yıldırım, şampiyonluktaki payının hocadan fazla olduğunu düşünüyordu! Zayıflayan ilişkiler inceldiği yerden koptu.


Denizli, iki Galatasaray macerasından sonra olduğu gibi Fenerbahçe zaferinin ardından da tercihi ile herkesi şaşırttı. Zirvelerdeki bir ekibi değil de Manisaspor’u tercih etti (2003-04). Memleketi İzmir’e en yakın futbol takımını tercih etmişti!
Zaman zaman yazılı basında ve TV’lerde eleştirmen olarak boy gِösteren Denizli, 2004-06 sezonlarında şaşırtmaya devam etti. Yeni adresi İran’dı. PAS takımında, ِözellikle Asya Şampiyonlar Ligi’deki performansı ile dikkat çekti ve İranlıların sevgilisi haline geldi. 2006- 07 sezonunda da PAS’ın ezeli rakibi Persepolis’e geçti.
Üç yıllık İran deneyiminden sonra medyada boy gِösteren Mustafa Denizli 2008’de “Çocukluk aşkım” dediği Beşiktaş’a transfer oldu. Dِönemin Beşiktaş Başkanı Yıldırım Demirِren “Ben olduğum sürece Denizli bu kapıdan giremez” dediği Denizli’yle 2 yıllık imza atmaya mecbur kalmı؛tı. İmza tِreninde ِnüne getirilen ‘boş sِözleşme’yi gazetecilere gِöstererek “Bu sِözleşme boş başkan. İçini doldurmak lazım” demesi ise tarihe geçen bir çıkıştı.
Mecburi imza Denizli’nin kredisinin çok olmadığını da gِösteriyordu. Nitekim tesislerde arabasıyla hocanın arabasına yol vermeyen futbolcu Batuhan Karadeniz’in “Hoca, hoca… Sen yolcusun ben hancı” sِözü günlerde konuşuldu. Sonuçta kulüplerde hocalar da futbolcular da yolcuydu ama bu sِöz Batuhan’ın handa kalma süresini minimuma indirdi!
Mustafa Denizli’ye sadece başkan değil seyirci de geç ısındı! Tribünler aylar boyu Denizli lehine tek bir tezahürat bile yapmadı ama haftalar ilerleyip Beşiktaş futbol takımındaki gelişmeyi gِörünce geldi o destek. Ve Denizli, Beşiktaş’ı mutlu sona ulaştırarak Üç Büyükleri şampiyon yapan teknik direktِör olarak tarihe geçti.
Sonra 2011-12’de yine İran ve Persepolis. 2013’te Çaykur Rizespor’u yarım sezon çalıştırdı ve Süper Lig’e çıkardı ama yِönetimle yapılacak transferler konusunda anlaşamadı, ayrıldı. 2013-14’te bu kez adres Azerbaycan’ın Hazar Lenkeran takımıydı, yaşadığı sağlık sorunları nedeniyle gِrevi yardımcısı Oğuz Çetin’e bırakıp Türkiye’ye geri dِöndü.

2015-16 sezondan üçüncü kez geldi Galatasaray’ın başına ama darmadağın olan kadroyu toparlamaya zamanı yetmedi. 4 kupa kazandığı, Şampiyon Kulüpler Kupası’nda yarı final, Kupa Galipleri Kupası’nda çeyrek final oynadığı Galatasaray’daki bu dِönemi çok kısa sürdü.
2017’te Eskişehirspor’un başına geçti ve play-off finaline kadar getirdi takımı. Ama olmadı. Bu çıkış tarihi kulübün son büyük atılımıydı.
Daldan dala konan Denizli’nin son meydan okuması Kasımpaşa’da. İstanbul’un bu kendi halindeki kulübünden bir şampiyon çıkarmak istiyor. Bu meydan okuma kulübü kadar kendisi için de. Futbolculuğu dِöneminde 124 gole imza atarak 100’ler Kulübü’nün bir üyesi olan, 1980’de gol kralı unvanını alan, teknik direktِörlüğünde başarılamayanı başaran bu eski kurt, “Ben hala en büyüğüm” demek istiyor…

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here