Karar gazetesi spor müdürü Bülent Tuncay, Türk futbolunun temel sorununu yazdı:

Milli Takım’a yeni bir Piontek lazım

 

1979’da Danimarka Milli Takımı’nın başına geçtiğinde dünya, Dan futbolunu tanımıyordu. Ülke futbolunu yeniden yapılandıran ve 3-5-2 sistemini yaratan Sepp Piontek, ilk başarısını 5 yıl sonra 1984’de Avrupa Şampiyonası’nda üçüncülük elde ederek yaşadı. 1986’da da Danimarka’yı tarihinde ilk kez Dünya Kupası’na taşıdı.  Kurduğu yapı, o gittikten sonra yardımcısı Möller Nielsen yönetiminde 1992’de Avrupa’nın zirvesine kadar yükseldi.

1990’da ‘Yeni bir Danimarka’ yaratması için Türk futbolunun başına getirilen Sepp Piontek gördüğü tablo karşısında şoka girmişti. Altyapıdan gelen futbolcuları kimse izlemiyordu, tanımıyordu. Dört Büyükler dışındaki profesyonel futbolcular bile, Milli Takım seçim havuzunun içinde yer almıyordu. Adı çok sonraları konulacak bir görev tanımıyla, Türkiye Futbol Direktörü gibi çalıştı. Önce Türkiye’yi bölgelere ayırdı, başındaki antrenörlerin altına her ili takip eden başka antrenörler atadı. Tüm Türkiye’yi taradı, bölge takımları oluşturdu, potansiyeli olan gençleri tespit etti. Her şeye sıfırdan başladığı ve enerjisini sistemi kurmaya yoğunlaştırdığı için zamana ihtiyacı vardı. Ama A Milli Takım’da işler pek iyi gitmiyordu. Milliler üst üste çıktığı 15 maçta tek galibiyet elde edememişti. 3 yılın sonunda, 27 milli maçta sadece 3 galibiyet elde edilince Piontek’e güle güle denildi, yerine yardımcısı Fatih Terim getirildi.

ÇÖZÜM BELLİ DE…

Başarılı bir futbolculuk hayatının ardından Şişli’de bir spor mağazası açarak ticarete atılan ancak beklediğini bulamayan, Ankaragücü ve Göztepe’deki teknik direktörlük deneyimleri fazla dikkat çekmeyen Terim Milli Takım’da; güçlü iletişim becerisi, enerjisi ve hırsıyla Piontek’in açtığı yolda hızla ilerledi. Akdeniz Oyunları (1993) şampiyonu olan Ümit Milli Takımın çekirdeğini oluşturduğu kadro ile Millileri tarihinde ilk kez Avrupa Şampiyonası (1996) finallerine taşıdı.

Futbol işte budur. Meyve ağacı gibidir. Yatırım ister, emek ister ve en önemlisi zaman ister. Ve Türkiye gibi ‘zamanı olmayan ülkelerde’ meyveyi hep başkaları yer. İşte o yüzden kolay kolay kimse, kendisinin yemeyeceği bir ağacı dikip yetiştirmek için uğraşmak istemez.

Türk futbolunun temel problemi bu. Sorunlar belli, herkes biliyor. Çözümler de belli, bilenler biliyor. Tek mesele, bir Piontek ortaya çıkmıyor.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here