Cem Dizdar: Burak Yılmaz Galatasaray taraftarı yüzünden gitti

Fanatik Gazetesi yazarı, TRT Spor’da Spor Manşet programı yorumcusu ve NTV Radyo’da yorumlar yapan Gazeteci-Yazar Cem Dizdar Karar.com’a konuştu. Dizdar, Türk futbolundan Çin’in yaptığı transferlere, Arda Turan’dan Galatasaray’a, Burak Yılmaz’dan şike tartışmasına kadar birçok konuda önemli açıklamalarda bulundu.

İşte röportajdan öne çıkanlar;

-Beşiktaş tribünlerinden gelip Beşiktaşlı taraftarların yorumlarınızı eleştirmesi sizi nasıl etkiliyor?
-İnsanlar verilerden hareket yerine duygular üzerinden konuşuyor ve bunu da ‘düşünme’ faaliyeti sanıyor. Dahası bunu bir marifetmiş gibi yapıyorlar. Haliyle bu bağlamdaki eleştiriler sanıldığı kadar yıpratıcı gelmiyor/olmuyor. Beni eleştirdiğini düşündüğüm çoğu insan sokakta, ‘Doğruları söylüyorsun” diyor ama bunun sosyal medyaya yansıması tersinden oluyor! Haaa bir de ”Ne dediğini anlamıyorum ama çok güzel konuşuyorsun”cular var.. Tabii ”Lafı çok uzatıyorsun”cular da!..

-Galatasaray ile Fenerbahçe arasında yaşanan ‘şike tartışması’ ne zaman son bulacak?
-Son bulacağımı sanmam… İnsanlar doğru/yanlış yerine ‘kullanacakları bir konu buldu’. Sonuçsuz bir tartışmamız var. Galatasaray’ın bir önceki başkanı Duygun Yarsuvat, Aziz Yıldırım ve 3 Temmuz’da hapse girenler için; ’Bu bir kumpastı… 50 milyon dolar himmet parası vermedikleri için operasyon başlatıldı’ demişti. Bunu söyleyen bir hukuk profesörü. Bu veriyi atlayarak konuşan yaşını başını almış Galatasaraylılar var… Bu tartışma nereden baksanız Galatasaray’ın bugün içinde bulunduğu durumdan çıkabilmesi için işine yaramaz.

BİZ, YÖNETİCİ OYUNUNU İZLEMEYİ SEVEN BİR TOPLUMUZ
Biz futbol oynamaktan çok, yönetici oyunu izlemeyi seven bir toplumuz. Bu vesileyle epeydir ortalıkta olmayan Aziz Yıldırım da kendini polemik düzleminde bir kez daha gösterdi. Polemik yerine futbolun gerçeklerine kafa yoran insanlar ise ‘Ülkemizin sağ beki, sol beki, yöneticisi, eğiticisi nasıl olmalı?’yı tartışıyor.

-Dursun Özbek’in sözlerinin çarpıtıldığına inanıyor musunuz?
-Çarpıtılmadı, herkes istediği yerden okuyarak ortamı ajite etti. Sonuçta o sözlerden o anlamları çıkaranlara da ”çarpıttı” denemez.

-Şike tartışmalarını unutup, ülkemizde özlenen futbolu izleyebilecek miyiz?
-Umutsuz olmamıza gerek yok. Ben hayatta hiçbir konuda umutsuz değilim.

PASSOLİG ÖNCESİ DE İNSANLAR MAÇA GİTMİYORDU
-Passolig’in Türk futbolu için öncesi ve sonrası? Ne değişti futbolseverler açısından?
-Passolig uygulaması bu sonucun oluşmasındaki en önemli verilerden bir kuşkusuz. Ancak Passolig’i tek başına günah keçisi yaparak gerçekliği kavramak da mümkün değil. Uygulama böyle olmamalı, o net… Ancak ülkemizde maçlara önceden de yoğun bir talep olmadığını da yok saymayalım. Biz sadece derbi maçlara bakıp muazzam bir coşku var zannediyorduk. Örneğin, Beşiktaş’ın son 20 yılına bakın yıllık ortalama 12 ila 15 bin arasında gider gelir… Anadolu’yu varın siz düşünün!..

-Kısaca kendimizi mi kandırıyoruz?
-Kendimizi kandırıyoruz tabi. Passolig’e itiraz ederek doğru bir şey yapıyoruz. Spora dair uygulamalar herkesin denetimine açık olsun diyoruz eleştirirken. Bir spor yasası yapılıyorsa yapımın her aşamasında görelim inşaatı, finalde örtü açılınca görmeyelim. Neticede bir heykelden söz etmiyoruz… 6222 yapıldı ama insanlar Aziz Yıldırım içeriye alındığında öğrendi yasanın ne olduğunu. Sonra ”Bu yasa fazla ileriye gitmiş” dediler.

-Peki özlenen o tribünler tekrar yaşanır mı?
-Dünyada genel eğilim tribünlere giden insan sayısının azalması… Futbolun çoğu ülkede sıkıcılığı bir yana; büyüyen kentler, ulaşım güçlükleri, çeşitlenen kültürel etkinlikler, mesai saatlerinin farklılığı etkili oldu tribünlerin boş kalmasında. Bütün suçu Passolig’e atmamak lazım, o çıkmadan da gitmeye o denli heveskar değildik… Passolig katalizör oldu belki…

-Türkiye’de maç saatleri erken vakte çekilir mi?
-Olur zaten biz o şekilde büyüdük, kafamızda gazete kağıdından şapkalarla maçları takip ettik. Bu oyunun gündüz oynanamasının tek nedeni televizyon. Yayın gelirleri, prime time saatler, reklam gelirleri belirliyor maç zamanını. Olmaması için bir neden yok ama burada toplumun da yoğun bir talebi yok.

-Ziraat Türkiye Kupası’nda sürprizler oldu mu sizce?
-Amedspor kupanın hikayesini yazdı. 2 alt ligden geliyor ve Fenerbahçe ile 3-3 berabere kalıyor. Bundan güzel kupa hikayesi olur mu?

-İstanbul’da nasıl bir Fenerbahçe – Amed rövanş maçı bizleri bekliyor?
-İşin politik veçhesi kuşkusuz ki tartışılmalı. Sonuçta futbol neresinden baksanız ‘politik bir oyun’… Deniz Naki örneği bu politikanın uçlarından biri… Teknik olarak ise Robin Van Persie’nin sadece Amedspor’da değil ülkede bir karşılığı yok. Ancak futbolu gizemli, tahmin edilemez kılan da bu; kaplumbağanın tavşanı geçmesine dair umut barındırıyor olması.

-Beşiktaş ya da Galatasaray cephesinde bir sürpriz yaşanır mı?
-Beşiktaş Konyaspor maçının yankısı tam tersi olabilir, emin olamıyorum. Galatasaray ise yoluna devam eder, orada sürpriz beklemiyorum.

-Galatasaray ligde kötü giderse Avrupa’ya gitmek için Türkiye Kupası’nı kazanmaya çalışacağı yönünde söylentiler var?
-Niye söylenti olsun, düpedüz böyle olmalı. 1+1’lik cezanın 1’i sanki kesin gibi görünüyor. En azından Ziraat Türkiye Kupası’nı kazanarak bu cezayı 1 yıl boşlukla atlatmış olmayı hedeflemenin nesi ‘söylenti’ olabilir. Ayrıca bir kupa kazanacaksınız, bu önemsizleştirilir mi?!..

ÇİN’DE FUTBOLCULARA OLMAYACAK PARALAR VERİYORLAR
-Çin’in arka arkaya yaptığı transferleri nasıl buluyorsunuz?
-Oradaki bazı ellerde büyük paraların biriktiği bir gerçek. O para futbol ekonomisine de giriyor çünkü sanırım karlı bir yatırım. Öte yandan çok paraları var anlaşılan. Olmayacak futbolculara olmayacak paralar veriyorlar. Ayrıca ekonomik olarak o koca ülkede futbol iyi bir ‘iç pazar dinamiği’ olarak da hesaplanmış olmalı.

hqdefault

-Burak Yılmaz’ın Çin’e transferinde yönetime kırgınlığı oldu mu sizce?
-Yönetimle ilgisi yok, bence taraftarla arası açıldı. Beri yandan bir oyuncunun önüne gelebilecek çok iyi tekliflerden biri geldi önüne. 30 yaşında bir oyuncu için neden şaşırıyor insanlar, anlayamıyorum.

-Burak yakın zamanda bir açıklama yapacak, ne söylemesini bekliyorsunuz?
-Hiçbir fikrim yok. Muhtemelen taraftarla ilgili bir şeyler söyler. Belki de buradaki geleceğini hesaplayarak bir şey söylemez. O kadarını bilemiyorum. Ancak Burak Yılmaz gibi bir oyuncuyu hiçbir yönetim kaybetmek istemez. Galatasaray elindeki en değerli oyuncuları satarak UEFA’ya ‘mali disiplin’ mesajı da vermiş oluyor. Böylece gelmesi muhtemel ceza için el tutuyor. Belki başta menajeri olmak üzere yakınları Burak’a gitmesi yönünde telkinde bulunmuşlardır. Burak Yılmaz Çin’e gitmekle doğrusunu yaptı.

-Burak Yılmaz’ın Çin’e gitmesi Euro 2016’ya giden Milli Takım’ı nasıl etkileyecek?
-Biraz bu o günün şartlarıyla ilgili.

-Milli Takım’dan beklentiniz ne Euro 2016’da?
-En son yaptığımız gibi; Selçuk’un golü, Kazakistan’ın galibiyeti, İspanya efekti gibi tuhaf denklemler bir araya gelsin ve katıldığımız son Avrupa Şampiyonası’ndaki heyecanın bir benzerini hatta daha ilerisini yaşayalım. Ancak biliyorum ki, bu devamlılığı olacak bir şey değil. Biri ”Biz Avrupa ve Dünya Şampiyonu olabilir miyiz?” diye sorsa ”İmkan dahilinde” derim ama ”Bu başarılar sürer mi?” derse yanıtım ”Hayır” olur..

-Fatih Terim, Volkan Demirel’i Euro 2016 için Milli Takım’a çağıracak mı?
-Bilemem ama bence çağırmasa daha doğru olur. Çünkü bir kere seni buraya bu kaleciler getirdi. Onların o şampiyonaya gitmek gibi bir hakkı var. Volkan başka bir şampiyonayı göremeyebilir yaş ve performansı dolayısıyla. Hazır bir yere bağlanmışken bu tartışma bence burada kalmasında fayda var. Ancak öte yandan Volkan Demirel son 10 hafta çok iyi performans gösterir ve bunu devam ettirirse Milli Takım heyeti de bunu göz ardı edemez. Bırakalım orasına Fatih Terim ve ekibi karar versin.

-Beşiktaş’ın ve Şenol Güneş’in bu sezon şampiyonluk hasreti son bulacak mı?
-Bir yerde kırılsın artık bu ‘kader’!.. Her şey sonsuza kadar devam etmeyeceğine göre bu kez pekala olabilir.

-Bir Beşiktaşlı olarak şampiyonluğun bu sene geleceğine inanıyor musunuz?
-Ligin en gösterişli oynayan ve yedek kulübesinden en çok seçeneği olan bir takım Beşiktaş. Umudu ve coşkusu var şampiyonluk için. Bir Beşiktaşlı olarak o kadar sık şampiyonluk görmedim. O nedenle takıma olan bağımı şampiyonluğa bağlamamayı da öğrendim. Benim için Beşiktaş ‘başka türlü bir şey, ne ağaca benzer ne de buluta…’

TOLGA, BEŞİKTAŞ’IN EN VERİMLİ OYUNCULARINDAN BİRİ
-Çok merak ediliyor Boyko’nun gelmesiyle, Boyko mu Tolga mı?
-Bu durum, bizim ”Rekabet her şeyi geliştirir” tezini yanlış anlamamızla ilgili saçma bir tartışma. Bence Tolga Beşiktaş’ın en verimli futbolcularından biri. Tolga’nın kritik maçlarda yaptığı kurtarışları izlesinler kaç maçı kurtarıyor. Sen 3 tane gol atıyorsun önde, geride Tolga 3 tane kritik golü kurtarıyor. Boyko’nun gelmesiyle Tolga’nın performansı yükselmedi. Zaten Tolga bu ülkenin nadir iyi kalecilerinden biri. Maçı kazanınca hep birlikte seviniyorsunuz, kaybedince niye küfür ediyorsunuz? Seni üzmek için mi yiyor o çocuk o golleri? Kederi ortaklaştırmayı neden beceremiyoruz biz. Hani ‘sevinmek için sevmemiştik…’

-Tolga bir kesim tarafından Beşiktaş’ın Avrupa maçında elenmesine sebep olduğu golleri yediği için eleştiriliyor, katılıyor musunuz?
-Bunun üzerine tartışma manasız. Kim bunu söylüyorsa yanlış düşünüyor. Peki o top oraya gelene kadar nerede stoper, nerede ön libero, nerede hücum oyuncusu? Bir takım kalecisinin hatalı bir pozisyon içerisinde kalmasını engelliyorsa takımdır.

20140928025254_cem

GALATASARAY ALGIYI YÜKSELTMEYE ÇALIŞIYOR
-Beşiktaş’ın ‘Feda’sı vardı, şimdi Galatasaray’ın ‘Tek Bilek Tek Yürek’ kampanyası var. Bazı kesimler tarafından eleştiriler geldi bu kampanyaya?
-İnsanlar kola bileklik kampanyasına kızıyorlar. Peki ne yapılsın? Algıyı yükseltmeye çalışıyor Galatasaray. Eskiden ne diyorlardı; UEFA kupası şampiyonu olduk, o kupayı satamadık. Şimdi ortada böyle bir proje varken bunu geriye atmanın bir manası yok.

-İstediği geri dönüşü alabilecek mi sizce?
-Almak zorunda başka bir şansı yok. Algı yükselmeden futbol ekonomisi devinmez.

-Bileklik projesinin Hamit Altıntop transferine bağlanması?
-Tam bir zırva. Her şeyi Hamit’e bağlıyorlar. Hakikaten bazen nevrim dönüyor. Bu çocuğunda bir ailesi var, sevenleri var. Hamit mi istedi bu parayı, bilerek mi sakatlandı? Geldiği zaman havalara uçuyordu herkes!..

-Mustafa Denizli Galatasaray’ın başına geçtiği için pişman mı?
-Sanmam. Böyle olsun istemezdi Mustafa Denizli. Soruyu şöyle soruyorlar; ‘Bugünlerde psikolojiniz iyi mi?’. Buna ”Evet süper” diyebilir mi akıl sahibi bir insan? Sonra ‘Psikolojim çok bozuk’ diye başlık atılıyor. Hocanın bir psikolojik sorunu varmışa kadar gidecek iş. Denizli’nin eleştireceğim yanları var ama gazeteciler böyle sorular sormamalı.

-Hamza Hamzaoğlu’nun Fenerbahçeliyim çıkışı ve Bursaspor TV’de söyledikleri?
-Saçma sapan bir durum. Orada hocayı ”Çocukken Fenerbahçeliydim” gündemine döndürmek gereksiz. Batalla’nın Bursaspor’a geri dönmesini konuştur kulüp televizyonunda.

-Vitor Pereira’nın basınla olan iletişimde problemler yaşanıyor. Hangi taraf suçlu burada?
-Bir suçlu aramaya gerek yok. Bir kişiye kızdın mı herkese küsemezsin. Bu oyun bütün bileşenleriyle sahip çıkmadığın sürece yükselmez. Sponsorlar böyle bir teknik adamın yönettiği takımın sponsoru olmaktan vazgeçerler. Arkada reklamlar dönüyor sen gazetecilerle didişiyorsun! İçi boşaltılan bir oyuna kimse yatırım yapmaz.

-Özeleştiri yapmak gerekirse Arda Turan konusunda Türk basınının bir hatasını görüyor musunuz?
-Türk basınında en büyük hata mitolojik yaklaşıyor her şeye. Arda iyi bir futbolcu olarak iyi futbolculardan oluşan bir takımın parçası. ‘Yaş gününde gole çok yaklaştı’ türünden ‘bir kompleksi’ de açığa vuran metinlere gerek yok. Arda’ya da ayıp.

(Röportaj: Hakan Akar / karar.com)

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here