Türk futbol tarihinin ilk büyük başarısı olan UEFA Kupası zaferinin 20. Yılı. 1999-2000 sezonunda Galatasaray muhabiri olan ve takımı adım adım takip eden gazeteci Halil Özer, Futbolmedya Youtube kanalına konuk oldu ve zafere giden süreci anlattı. İşte o çarpıcı söyleşiden bazı satır başladı:

“Galatasaray müthiş bir kadroya sahipti. Doğru zamanda doğru yerde diye bir tabir vardır, işte tam o dönemin Galatasaray’ı için söylenebilir. Şampiyonlar Ligi’nde kötü bir başlangıç olmuştu ama Milan maçındaki mucizevi dönüşle UEFA Kupası’na geçiş yapıldı. Aslında kimse kupanın geleceğine inanmıyordu. Bir kampta futbolcularla sohbet ediyorduk, ‘Şampiyonlar Ligi grubunu üçüncü bitiririz ama UEFA’da ilk turda eleniriz diyorlardı. O sırada arkadan bir ses ‘UEFA Kupasını alırız’ dedi, ciddiye alıp kimse dönüp bakmadı bile. Bugün bile o cümleyi kim kurdu, hala sorarız. Belki de oradaki garsondu, inancını söylemişti.

“Ben Fenerbahçeliyim. Florya’daki herkes de bilir. Bir gün tesislerde takımla birlikte Fenerbahçe maçını izliyoruz. Fenerbahçe penaltı kaçırdı, herkes seviniyor filan. O sırada arkalardan bir ses geldi ‘tüh be’ diye. Bendim. Dönüp herkes baktı, gülüp geçti. Esprisini yapardık, işime karıştırmadığım için kimse sorun etmezdi.

“Leeds’li taraftarların cenazesini gazeteci olarak takip ettik. Herkes bize hınçla bakıyor, ‘Maçta göreceksiniz’ diyordu. Foto muhabiri Cüneyt Şengül ile rövanşı kastediyorlar sanmıştık meğer Arsenal ile finali kastediyorlarmış. Eleneceklerini bilip finale odaklanmışlar. Gerçekten de Kopenhag’a olay çıkarmaya geldiler, Türk taraftara meydan dayağı attılar.

“Leeds maçında taraftarın arasında oturuyorduk. Hasan Tankaya goller olunca etrafı umursamadan kalkıp sevindi. Her yerden küfür ve tükürük yenik. O günkü kadar tükürük yediğim bir an olmadı. Maç bitince Vedat Danacı ile takım otobüsünün yanına gittik. Özel güvenlik vardı ve kızgın Leedslileri engelliyordu. O sırada otobüsün içindeki kaleci antrenörü Eser Özaltıdere Leeds taraftarına el hareketi çekti, ortalık karıştı. Özel güvenlik otobüse kaçtı. Allah’tan bir dakika sonra motorsikletli polisler geldi de otobüse vuran, tekme atan taraftarı engelledi. Otobüs hemen hareket etti ve biz bir anda yüzlerce öfkeli taraftarın ortasında kalakaldık. Polis 100 metre ilerideydi. Sağlı sollu dizilen taraftarın arasından tekme, yumruk, tükürük yiyerek zor geçtik. O 100 metre hayatımın en uzun yürüyüşüydü.

“Arsenal maçında kupayı alacağımızı biliyorduk. Buraya kadar gelmişken kaçmazdı. Maçtan aklımda iki kare var. Biri Henry’nin vuruşunu Taffarel’in uzayarak çıkarması. Diğeri de maç bittiğinde Şansal Büyüka ile tel örgülerin üstüne tırmanıp deliler gibi bağırmamızdı. Kendimizden geçmiştik, o tellerin üzerine nasıl çıktık bilmiyorum. O sırada Bülent hoca (Ünder) bana bakıp gülüyordu, ‘Ne oldu Fenerli’ diyordu. Herkes sahada çılgınca sevinirken o beni izliyordu…”

Birbirinden keyifli anıların olduğu bu farklı söyleşinin tamamı aşağıdaki linkte:

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here