TSYD Tüzük Tadili Genel Kurulu’nda yapılan değişiklikler ve Fenerbahçe Başkanı Aziz Yıldırım’ın akreditasyonla ilgili çıkışı karşısında derneğin tutumu, TSYD üyeleri arasında farklı görüşlerin tartışılmasına neden oldu. Anadolu gazetecileri “yenilikler” hakkında farklı görüşleri savundu. Trabzon spor basınının önemli ismi Cevat Kol ve İzmir çıkışlı spor yazarı Sedat Kaya’nın sosyal medya paylaşımları şu şekilde oldu:

——

TSYD ÜYESİ UYUMA, DERNEĞİNE SAHİP ÇIK!

Türkiye Spor Yazarları Derneği tüzük tadilatına gitti. Merkezde bulunan zat-i muhteremler tüzüğü eğip bükerek yandaşa uygun hale getirdiler. Basın kartı olmayan da artık derneğe üye olabilecek. Yakında ASGD gibi olur, bu meslekle alakası olmayan insanları derneğe üye yaparız artık!
Bu ne demektir.. Her gün alış veriş yaptığınız manav ya da oğlunuzu okula gönderdiğiniz üniversitenin bir elemanı derneğe üye olabilecek.
Aynı şartlarda siz esnaf ve sanatkarlar odasına gittiğinizde üye olamazsınız. Sizden mutlaka bir meslekle ilgili belge istiyorlar. Gazetecinin belgesi basın kartı artık işe yaramıyor demek.
Tüzük tadilatı yapıldı. Yarısından fazlası Anadolu’nun çeşitli şehirlerinde yaşayan TSYD üyeleri tüzük tadilatı kongresine katılamadı. Tüzüğün yeniden oluşmasına müdahil olamadı. TSYD yönetimi, taslak tüzüğü üyelere gönderip fikirlerini almadı. Öyle ya insan tüzük taslağını üyelerine gönderir, onların fikirlerini de sorar. Bu zor bir şey değil. Şu teknolojik çağda bir “tıka” bakıyor. Hem taslağı göndermiyorsun hem de “ulaşım ücretini ödeyemem kendi imkanlarınla gel” diyorsun.
Bakın TSYD üyelerinin büyük bir çoğunluğu işsiz. Evine ekmek alacak parası yok, bilet alsın da İstanbul’a gelsin. Mümkün mü böyle bir şey?
Üye hangi para ile Trabzon’dan, Adana’dan İzmir’den, Diyarbakır’dan, Antalya’dan kalkıp İstanbul’a gidecek de tüzük tadilatına müdahil olacak?
Bu tüzüğün değişiminin objektif ve demokratik olduğuna inanıyor musunuz? Bin 500’ü aşkın üyesi olan dernek bu kafayla hem ağırlığını kaybeder hem de kişiliğini.
Meslektaşlarının stadyuma alınmamasına seyirci kalan bu zihniyet maddi güç karşısında pazarlık yaparak kendini kurtarmaya çalışır. Emin olun ki bu düşünce ASGD’nin güçlenip yeniden faaliyete geçmesini cesaretlendirecektir. Yozlaşan mesleğimizi sizin gibiler yüzünden kaybetmiş olacağız.
Son genel kurulda iki cezalı üyeyi yönetimine alan, tüzüğe aykırı biçimde 3 şube başkanını genel merkez yöneticisi yapan ve her iki görevi sürdürmelerine göz yuman, genel kurulda yedek üyeleri asıl listeden değil, kazanan listenin yedeklerinden belirleyen bir dernek yönetiminden başka ne beklenebilirdi ki?
Tüm üyeleri antidemokratik uygulamalarla gerçekleştirilen ve bir çok maddesi tartışılır olan tüzük tadilatına tepki göstermeye davet ediyorum..

CEVAT KOL- TRABZON

—-

BİZİM DERNEKTE DEVRİM OLDU..

Türkiye Spor Yazarları Derneği’nde devrim oldu..
Evet resmen devrim..
Üstelik kavgasız, dövüşsüz, kırmadan, dökmeden..
Devrimlerde iktidar değişir..
Bizde değişmedi…
Bizde mesleğin emekçileri iktidara el koydu..
Nasıl mı?..
Anlatayım..
Eskiden seçimi delegeler yapardı..
Delegeyi ikna eden, koltuğu kapardı..
Yüzlerce üye oy kullanamazken, “Bu bizden” denilen belli sayıda delege sandığa gider, onların oylarıyla da başkan ve yönetim seçilirdi..
İktidar çoğunluğun değil, “Bizden”lerin iktidarı olurdu..
“Seçin” denilenler, seçin denileni seçerdi..
Ya bizden olmayanlar..
Onlar soğuk su içerdi..
Şimdi işler değişti..
TSYD’in 1200’ye yakın üyesi var..
Bunların yarısı oy kullanamıyordu..
Şimdi 1200 üye de oy kullanacak..
Şimdi başkan olacak kişi, seçilmiş delegelerin değil, çoğunluğun gönlünü kazanmak zorunda..
Çoğulcu demokrasi denilen de bu işte..
Üstelik üyeler oylarını bulundukları kentte kullanabilecek..
Kongre için İstanbul’a gelme gibi bir zorunlulukları yok artık..
Sadece bu bile derneğin kasasından binlerce lira çıkmasını önleyecek…
*. *. *
Yeni tüzükle birlikte bir başka adaletsizlik de tarihe kavuştu..
Bir örnek vereyim..
Ben 1994 yılında İzmir’den İstanbul’a taşınırken, fotomuhabiri, kameraman genç bir iş arkadaşım vardı..
İzmir’de bir çok gazetenin spor servislerinde çalıştı..
Maçlara gitti, fotoğraf çekti, görüntü aldı..
Bugün hala çalışıyor..
Yaklaşık 30 yıldır bu işi yapıyor.,
Neredeyse emekli olmak üzere..
Ama TSYD üyesi değil..
Niye?..
Çünkü basın kartı yok..
Çalıştığı iş yerleri basın sözleşmesi yapmamış..
Bir başka tanıdığım da yıllar önce gazetecilik yapmış, basın kartı almış..
Sonra mesleği bırakmış..
Şimdi ticaret ile uğraşıyor..
Maçlarla, sporla ilgisi yok..
Ama TSYD üyesi..
Adalet bunun neresinde?..
Değişen tüzükle birlikte artık basın kartı taşımayan ama mesleğin çilesini çeken onlarca emekçi dernek üyesi olabilecek..
Doğrusu budur.,
Bu emekçilerden korkmayıp, onları kucaklamak gerek.
Belli kriterlere sahip olanları üye yapmak gerek..
..Ve tabi ki, bu devrimi yapanları da alkışlamak gerek..
Oğuz Tongsir başkanlığındaki yönetim kurulu dernekte tarihi bir devrim yapmıştır..
Onları ve tüzüğü değiştiren genel kurul üyelerini alkışlıyorum..
Ne kadar doğru bir iş yaptıklarını zaman gösterecek..
*. *. *
Bir başka bir konu da maçlara akreditasyon olayı..
Fenerbahçe kulübü bundan sonra kendi maçlarını izleyecek gazetecilerin TSYD üyesi olması şartı getirdi..
..Ve bu konuda TSYD ile işbirliği yapacağını açıkladı..
Diğer kulüpler de eninde sonunda aynı uygulamaya gidecek..
Bizim derneğin itibarı ve gücü açısından önemli bir olay..
Çünkü bugün Avrupa’da bir çok kulüp artık akreditasyonu kendi yapıyor..
TSYD’nin yapması neden iyi?..
Yine bir örnek vereyim..
Günde 20 bin bile satmayan bir siyasi gazetenin Fenerbahçe Şükrü Saraçoğlu Stadı’nın basın tribününde 9 kişilik kontenjanı vardı..
Bu gazetenin spor servisinde 3 kişi bile çalışmıyor..
Bu gazete gibi o kadar çok örnek var ki..
Ayrılan kontenjanlar patronlar ve müdürler içindi..
Müdür dediklerimiz de spor servisi müdürleri olsa amenna..
Ama değil..
Bu nedenle de maçlarda görevli emekçilere yer kalmıyordu..
Artık basın tribünleri gerçek sahiplerinin olacak..
Zevk için maça gelenler elini cebine atacak..
Kimse kusura bakmasın..

SEDAT KAYA- İZMİR

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here